MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Sanığın 08.03.2011, 21.03.2011 ve 21.03.2011 tarihli eylemleri ile 28.10.2011, 28.10.2011, 18.11.2011, 28.11.2011, 15.12.2011, 06.01.2012 ve 17.02.2012 tarihli eylemlerinden kurulan hükümlere yönelik incelemede;
28.10.2011, 18.11.2011,28.11.2011 ve 15.12.2011 tarihli eylemlerin kendi arasında zincirleme suç; iddianame ile hukuki kesinti oluştuktan sonra işlenen 06.01.2012 ve 17.02.2012 tarihli eylemlerin ise zincirleme ayrı bir suç oluşturduğu gözetilerek, sanığın ayrı ayrı cezalandırılması yerine tüm eylemler tek suç olarak kabul edilip TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca uygulama yapılması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye kısmen uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2- Sanığın 14.10.2010, 09.11.2010 ve 08.12.2010 tarihli eylemlerinden kurulan hükme yönelik incelemede ise;
Sanığın 14.10.2010 ve 09.11.2010 tarihli eylemlerinin kendi arasında zincirleme suç; iddianame ile hukuki kesinti oluştuktan sonra işlenen 08.12.2010 tarihli eyleminin ise Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 27.10.2011 tarih ve 2011/66 esas, 2011/355 sayılı kararı ile verilip Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2013/21996 esasında kayıtlı olan ve daha önceden düzeltilerek onananarak kesinleşen dava dosyası ile birlikte zincirleme ayrı bir suç oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
TCK’nın 43. maddesinin uygulanması sırasında kesinleşen cezanın temyiz davasına konu cezadan fazla olması halinde temyiz davasına konu suçtan tayin edilen cezanın infaz edilmemesine karar verilmesi gerekirken ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasından “ceza verilmesine yer olmadığına” ibaresi çıkartılarak yerine “cezanın infaz edilmemesine" ibaresi yazılmak suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy