MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık ve katılan vekilinin yokluğunda verilen hükümde “yokluğunda karar verilenler için tebliğden itibaren 15 gün içinde" denilerek tarafların yanıltılması nedeniyle sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yerel mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemizin 16.03.2017 tarih ve 2017/2272 sayılı kararı ile verilen bozma ilamı doğrultusunda TCK'nın 43. maddesi kapsamında değerlendirilen İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 25.10.2010 tarihli 2009/302 Esas ve 2010/418 sayılı ilamı ile verilip kesinleşen önceki cezanın 8100 TL adli para cezası olduğu, bozmadan sonra, temyiz davasına konu eylem nedeniyle TCK’nın 43. maddesi uyarınca artırım yapılmak suretiyle belirlenen 1 yıl 3 ay 25 gün hapis cezasından (sanığın temyize konu hükümdeki kazanılmış hakkı da gözetildiğinde hesap hatası sonucu 1 yıl 4 ay 20 gün yerine hükmedilen 1 yıl 3 ay 25 gün hapis cezasından) evvelce kesinleşen 8100 TL adli para cezasının mahsubu suretiyle (8100 TL adli para cezası, 5252 sayılı Kanun’un 5/3. maddesi uyarınca bir gün karşılığı 100 TL üzerinden hapse çevrilmesi suretiyle 2 ay 21 gün hapis cezası olarak belirlenerek) sanığın 1 yıl 1 ay 4 gün hapis cezası ile cezalandırılması gerekirken, “Yargıtay 19. Ceza Dairesi Başkanlığının 16/03/2017 tarih 2017/1077 esas 2017/2272 karar sayılı ilamı doğrultusunda bozma ilamında geçen İstanbul 1.Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi' nin 25/10/2010 tarih 2009/302 esas 2010/418 karar sayılı ilamı ile verilen ve kesinleşen 8.100.00.-TL adli para cezasının sanığın sonuç cezasından mahsubuna” şeklinde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak, BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy