Firar suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28/09/2017 tarihli ve 2017/113528 soruşturma, 2017/72830 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/11/2017 tarihli ve 2017/8470 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 14/03/2018 gün ve 94660652-105-06-1 3942-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/03/2018 gün ve KYB 2018/25194 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, şüpheli ... hakkında firar suçundan yapılan soruşturma evresi sonunda, firar suçunun temadi eden suçlardan olduğu, 29/07/1959 doğumlu olan şüphelinin 1111 sayılı Kanun'un 2/1. maddesi kapsamında askerlik çağının 41 yaşına girdiği yılın 1 Ocak'ta biteceği, bu tarihin Ocak 1999 tarihi itibariyle sona erdiği, dava zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, şüpheli hakkında zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/6. maddesinde yer alan, "Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar" şeklindeki düzenleme uyarınca kesintisiz suçlarda zamanaşımının kesintinin gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, şüphelinin üzerine atılı firar suçunun incelemeye konu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda da bahsedildiği üzere mütemadi bir suç olduğu, söz konusu suça ilişkin somut dosyada kesintinin meydana geldiğine dair bir bilgi veya belgenin bulunmadığı, şüphelinin askerlik çağının sona ermesi durumunun firar suçu açısından temadiyi kesen bir durum oluşturmadığı anlaşılmakla, itirazın bu yönden kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yukarıda sözü edilen kanuni düzenlemeler karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/11/2017 tarihli ve 2017/8470 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 03/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy