Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, suçun yasal unsurları oluşmadığından bahisle sanığın beraatine ilişkin İstanbul 11. İcra Ceza Mahkemesinin 08/06/2017 tarihli ve 2017/256 Esas, 2017/416 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince sanığın 3 ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair mercii İstanbul 12. İcra Ceza Mahkemesinin 06/10/2017 tarihli ve 2017/84 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 25/04/2018 gün ve 94660652-105-34-1847-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/05/2018 gün ve KYB.2018/ 37105 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
2004 sayılı Kanun'un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekâlet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği, İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2016/38627 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, takibe konu çekin alacak miktarının 36.870 Türk Lirası olduğu, bu çeke binaen 31.398,77 Türk Lirası asıl alacak için takip yapıldığı, % 10 çek tazminatının ise 3.558,00 Türk Lirası olarak gösterildiği, vadeden itibaren işlemiş faizin de 63,23 Türk Lirası olarak belirtildiği, 08/02/2017 tarihli taahhüt tutanağında da takipten sonra işlemiş faiz 615,50 Türk Lirası olarak belirtilmiş ise de, taahhüt sonrası işleyecek faizler konusunda açıklık olmadığı, taahhütler arası işleyecek faizin ne anlama geldiğinin belli olmadığı, alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı, bütün bu hususlar değerlendirildiğinde, taahhüdün geçerli olmadığı, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı, dolayısıyla sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikayete konu icra takibinin dayanağı olan 10.11.2016 keşide tarihli 36.870,00 TL’lik çek incelendiğinde, banka yükümlülük tutarı ödendikten sonra 35.580,00 TL’lik kısmının karşılıksız kaldığının görüldüğü, TTK’nın 783/3 maddesi gereğince karşılıksız kalan miktar üzerinden % 10 çek tazminatının istenebileceğinin belirtildiği ve bu nedenle ödeme emrinde istenen 3.558,00 TL’nin doğru olduğu, ayrıca 08/02/2017 tarihli taahhüt tutanağında, taahhütler arası işleyecek faiz olarak 748,42 TL gösterildiği, bu faizin taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz olduğunun anlaşılması karşısında, işleyecek faiz konusunda da bir belirsizlik bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 04/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy