MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2499 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın soruşturma aşamasında savunmasının alınmadığı, kovuşturma aşamasında ise 22/03/2012 tarihli duruşmada sanığın savunmasının alınamadığından bahisle hakkında 28/03/2012 tarihinde yakalama emri düzenlendiği, dosya içerisinde yakalama emrinin infaz edildiğine ve sanığın savunmasının alındığına ilişkin bir belge bulunmadığı ancak gerekçeli kararda sanığın savunmasında "atılı suçu kabul etmediğini, işlemleri gerçekleştirdiği yerin Ankara olması nedeniyle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Ankara'da görülmesi gerektiği" şeklinde beyanda bulunduğunun belirtildiği, sanığın savunmasını içeren evrakların dosya içerisine alınarak eksikliğin giderilmesi için dosya mahalline iade edilmesine rağmen, mahkemece sanığın savunmasına ilişkin herhangi bir evrakın bulunmadığı, yakalama kaldırma kararı ile ilgili işlemin dosya karara çıktıktan bir gün sonra yapıldığının belirtilmesi karşısında, sanığın savunmasının alınmadığı kabul edilmekle; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 195. maddesindeki istisnai durumlar dışında sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanarak 5271 sayılı CMK'nın 191,193 ve 195. maddelerine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
1-Hükümden önce, 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı gün yürürlüğe giren 30.12.2012 gün ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 139. maddesi ile 30.07.1981 tarihli 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun tümüyle yürürlükten kaldırılıp, 6362 sayılı Kanunla suç teşkil eden eylemlerin unsurlarının ve yaptırımlarının yeniden düzenlendiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca 2499 sayılı ve 6362 sayılı Kanunların bütün hükümleri ayrı ayrı olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle denetime olanak sağlayacak biçimde lehe olan yasa hükmünün belirlenmesinden sonra sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Temyize konu kararın gerekçesinde 6362 sayılı Kanun'un 107/1. maddesinin sanık lehine sonuç doğurmadığı anlaşıldığından sanığın 2499 sayılı Kanun'un 47/1-A-2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerektiği belirtilmesine rağmen, hükümde sanık lehine olduğu belirtilerek 6362 sayılı Kanun'un 107/1. maddesi uyarınca sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurularak gerekçe ile hükümde çelişkiye sebebiyet verilmesi,
3-UYAP ortamında yapılan araştırmada sanık hakkında Sermaye Piyasası Kanunu'nda tanımlanan piyasa dolandırıcılığı suçundan açılmış çok sayıda derdest veya sonuçlanmış kamu davası bulunduğunun anlaşılması ile sanığın savunması alınması için usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılmasına rağmen gelmeyen sanık hakkında yakalama emri düzenlenmesi hususları bir bütün olarak incelendiğinde, sanığın tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkemede olumlu kanaat oluşturan olguların ayrıntılı olarak gerekçeleriyle birlikte açıklanmadan, kanunda yazılı ibarelerin tekrarlanması suretiyle gerekçesiz olarak sanık hakkında verilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi,
4-5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi gereğince kısa süreli olmayan erteli hapis cezasına hükmedilmesi sebebiyle aynı Kanun'un 53/1-c. maddesinin uygulanmayacağının gözetilmemesi,
5-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
6-...'nun 6362 sayılı Kanun'un 115/2. maddesi uyarınca katılan sıfatını kazanmasına rağmen, gerekçeli karar başlığında müşteki olarak gösterilmesi,
7-Suç tarihinin 29/12/2008 olmasına rağmen, karar başlığında 26/12/2008 şeklinde gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, tebliğnameye uygun olarak, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 27/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy