Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık ...’ın 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair... İcra Ceza Mahkemesinin 11/01/2017 tarihli ve 2016/641 Esas, 2017/9 Karar sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 08/05/2018 gün ve 94660652-105-39-2007 -2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/05/2018 gün ve KYB.2018/41530 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, kendi adına asaleten ...Orman Ürünleri Mobilya Malz. San. Tic. Ltd. Şti.’ni temsilen alacaklı Ahmet Kör vekili tarafından borçlular, ... ve ... aleyhine... 1. İcra Dairesinin 2015/6940 sayılı icra takip dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi yapıldığı ve borçlulara ödeme emri tebliğe çıkarıldığı, takip kesinleştirilerek borçlu ...’ın eşi ...’dan icra kefili olarak ödeme taahhüdü alındığı, zamanında taksit borcunun ödenmemesi sebebiyle yapılan şikâyet üzerine sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, takibin dayanağını teşkil eden bononun dosyada bulunan fotokopisi incelendiğinde, üzerinde alacaklının adının yazılı olmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776/1-e fıkrası gereğince bononun “kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını” içermesi gerektiği, aksi halde anılan Kanunun 777/1. maddesine göre evrakın bono sayılmayacağının öngörülmüş olması karşısında, 2004 sayılı Kanun’un 168/1. maddesi gereğince icra memuru tarafından bu senede dayanarak kambiyo senetlerine mahsus ödeme emri düzenlenemeyeceği, zira bononun zorunlu bu unsuru içermediğinin icra memuru tarafından resen dikkate alınması gerektiği, ortada usulüne uygun kesinleşmiş bir icra takibinin bulunmadığı böyle bir durumda, sanığın imzaladığı taahhüdün geçerliliğinden bahsedilemeyeceği cihetle, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle, beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 27/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy