Borçlunun ödeme şartını ihlâli suçundan sanık ...'ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 2 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Konya 4. İcra Ceza Mahkemesinin 19/09/2017 tarihli ve 2017/655 Esas, 2017/1041 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Konya 1. İcra Ceza Mahkemesinin 06/10/2017 tarihli ve 2017/183 Değişik İş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 08/05/2018 gün ve 94660652-105-42-1196-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2018 gün ve KYB.2018/40513 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 09/06/2016 tarihli ve 2016/3298 Esas, 2016/19382 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583/1. maddesinde yer alan "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." şeklindeki hüküm dikkate alındığında, dosya içinde bulunan sanık ...'ın, Öz .... İnş. Taah. Müh. Gıda Nak. Tem. Hizm. Tur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin borçlarına yönelik kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerindeki borcu üstlendiğine dair 02/02/2017 tarihli tutanağın icra kefalet tutanağı olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede, sanığın imzası haricinde borcu üstlendiğine ilişkin kefalet tutanağında kendi el yazısı ile yazılmış herhangi bir ibarenin bulunmaması ve yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 584/1. maddesinde yeralan “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, dosya içerisinde mevcut nüfus kaydına göre evli olan sanığın eşinin kefalet işlemi öncesinde veya icra kefilliği sırasında rızasının alınıp alınmadığının belirtilmemesi karşısında, sanığın icra kefilliğinin ve icra kefalet sözleşmesine dayanılarak verilen taahhüdün geçersiz olduğu cihetle, borçlu sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
Kabule göre de;
2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 340. maddesinde yer alan, "111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlâl eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir." şeklindeki hüküm karşısında sanığın 2 aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Konya 1. İcra Ceza Mahkemesinin 06/10/2017 tarihli ve 2017/183 Değişik İş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 04/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy