MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5809 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Sanığın suç tarihindeki eyleminin hem 5607 sayılı Kanun'a aykırılık hem de 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında; mahkemece sanık hakkında 29.09.2011 tarihinde kurulan hükümde, 5607 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan takdir edilen temel cezada "sanığın geçmişi ve yargılama sürecindeki davranışları" göz önüne alınarak TCK'nın 62. maddesine göre indirim yapıldığı, ayrıca "sanığın sabıkasız oluşu ve yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşması" gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan ise ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiği ancak bu kararın katılan kurumun temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 27.05.2014 tarihli, 2013/14110 E. Ve 2014/11266 K. sayılı kararıyla bozulduğu anlaşılmakla,
Mahkemece, bozma üzerine 02.12.2014 tarihinde verilen kararda, neticeten sanık hakkında 16.660 TL adli para cezasına, "sanığın kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışlarından yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşması" gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedildiği, ancak itiraz üzerine Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesince "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına sanığın muvafakati olup olmadığının sorulmaması" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma sonucu yeniden yapılan yargılamada, sanığın katıldığı ilk ve tek duruşmada, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep etmesi, kabul etmediğine dair bir beyanının bulunmaması, aranan diğer şartların ise değişmemesi karşısında,Sanık hakkında, 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan dolayı bozma üzerine ve itiraz nedeniyle merci tarafından verilen kaldırma kararı sonrasında kurulan 11.06.2015 tarihli hükümde, bu sefer "sanığın kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere" göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi suretiyle, CMK'nın 231. maddesinin uygulanması sırasında yapılan yorumlarla, aynı mahkemece aynı sanık hakkında kurulan hüküm ve kararlarda gösterilen gerekçeler arasında çelişki meydana getirilmesi,
2-) 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan açılan kamu davasının niteliğine göre, suçtan doğrudan zarar görmeyen ve ilgili kanunlarda da açılan kamu davasına katılması hususunda özel bir hüküm bulunmayan, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın davaya katılan olarak kabulüyle kurum vekili lehine 1.500 TL vekalet ücretine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.