1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07/02/2018 tarihli ve 2017/3425 Soruşturma, 2018/283 Esas, 2018/224 Karar sayılı iddianamenin iadesine dair Cizre 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/02/2018 tarihli ve 2018/36 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/02/2018 tarihli ve 2018/46 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 28/05/2018 gün ve 94660652-105-73-3901-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31/05/2018 gün ve 2018/46728 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun "Firar ve cezası" başlıklı 66/1-a maddesinde yer alan "1) Aşağıda yazılı askeri şahıslar bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur: a) Kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşanlar..." şeklindeki düzenleme karşısında, dosya kapsamında şüphelinin dönmesi gereken 12/11/2016 tarihinden itibaren altı gün sayılması sonucu temadinin o tarihte kesildiği dolayısıyla suçun da o tarihte işlendiği kabul edilerek iddianamenin düzenlendiği kaldı ki şüphelinin de ifadesinin talimatla Develi'de alınmış olduğu nazara alındığında, iddianamenin kabul edilmesi suretiyle kamu davasının açılıp görülmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Türk Ceza Hukuku sisteminde düzenlenen suçların yasa metinlerinde yer alan tanımlarında, dış alemde işlenen fiilin model veya tipi tarif edilmektedir. Bir suçun söz konusu olması için, işlenen fiilin kanunî tarife uygun olması gerekmektedir. Suçun maddî unsurlarını ise, “hareket (fiil)” ve “netice” oluşturur. Bazen Kanun, suçları tarif ederken, sadece neticeyi gösterir ve bu neticenin gerçekleştirilmesini yasaklar veya emreder. Bazen de kanunî tipte, neticeden başka hareket de tarif edilir ve bu takdirde neticenin, tarif edilen hareketle meydana getirilmesi hâlinde, tarife uygun bir fiil işlenmiş olur. Kanun maddelerinde tarif edilen ve suç teşkil ettiği öngörülen fiilin; niteliği, anlamı, yapısı ve mahiyeti itibarıyla, süreli veya süresiz devamlılık arz eden bir özelliğinin bulunması hâlinde, “devamlı suçun” varlığından söz etmek gerekecektir. Doktrinde çoğunluk görüşü olarak benimsendiği ve uygulamada da kabul edildiği üzere; Hareketten doğan netice, bazen belirli bir süre devam eder; işte neticenin devam etmeyip derhâl sona erdiği suçlara “ani” suçlar, neticenin devam ettiği suçlara ise “mütemadi, kesintisiz suçlar” denir. Bununla beraber, mütemadî bir suçun varlığı için suçtan doğan hukuka aykırı durumun, yani suçun eserinin bir süre devam etmesi yeterli değildir. Gerçekten, suçtan doğan hukuka aykırı durumun devam edip etmemesi, bu durumun ilk olarak çıktığı anda tamamlanmış, bitmiş olan suça yeni bir şey eklemez ve anî bir suçun mütemadî sayılmasını gerektirmez; mütemadi suçta devam eden, derhâl sona ermeyen şey neticenin kendisidir ve bu netice devam ettikçe suç da işlenmektedir. Bu esastan çıkan sonuç şu olmalıdır ki mütemadi suçlar ne neticenin ilk gerçekleştiği anda, ne de temadinin sona erdiği anda değil, belki temadinin başlaması ile bitmesi arasında geçen süre içinde, yani mütemadî suçun hukukî konusunu teşkil eden hak ve menfaatin ihlâline devam edildiği sürece icra edilmiş olurlar. (As.Yrg.D.K.K, 08/02/2007, E.2007/4, K.2007/4)
Bu açıklamalar ışığında; 18/10/2017 tarihinde Develi Polis Merkezi Amirliğince ifadesi alınan şüphelinin birliğine katılmadığı göz önüne alındığında dehalet kastının bulunmadığı, yapılan ifade alma işleminin de temadiyi sona erdirmekten ziyade adli sonuç elde etmeye yönelik bir işlem olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla kesintinin sona erdiği tarihin tespiti ve buna dair delillerin toplanması gibi hususların firar ve izin tecavüzü gibi mütemadi suçlarda sübut ve uygulamaya doğrudan etkili olmaları ve mevcut soruşturma dosyasında temadinin kesildiği tarihe ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığının anlaşılması karşısında;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu gerekçeyle yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 19/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy