Seyirden yasaklı kişinin kanunda belirtilen şekilde kolluk kuvvetine müracaat etmemesi suçundan sanık ...’ın, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğinin Önlenmesine Dair Kanun'un 18/9, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52 ve 62/1. maddeleri gereğince 500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/04/2015 tarihli ve 2015/171 Esas, 2015/364 Karar sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 30/05/2018 gün ve 9858 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/06/2018 gün ve KYB. 2018-49585 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre 29/01/2014 tarihinde Bursa Atatürk Stadyumunda Eskişehirspor-Bursaspor takımları arasındaki spor müsabakasındaki eylemi nedeniyle 29/01/2014 tarihinde hakkında seyirden yasaklama tedbir kararı verilen sanığın, tedbir kararına karşın taraftarı olduğu takımın muhtelif tarihlerdeki maç saatlerinde kolluk kuvvetine müracaat etme yükümlülüğünü yerine getirmemesinden ibaret somut olayda; 28/11/2014 tarihindeki yükümlülük ihlali nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2016/59 Esas, 2016/191 Karar sayılı, 09/12/2015 tarihli ve 2015/784 Esas, 2015/824 Karar sayılı, 10/03/2016 tarihli ve 2016/46 Esas, 2016/195 Karar sayılı kararları ile de sanığın farklı günlere ait yükümlülük ihlallerinin olması nedeniyle ayrı ayrı cezalandırıldığının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ''Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.'' şeklindeki 43/1. maddesi nazara alındığında, hakkında seyirden yasaklılık tedbirine hükmedilip, maç saatlerinde kolluk kuvvetine müracaat etme yükümlülüğü yüklenen sanığın, bu yükümlülüğünü ihlal etme suretiyle, bir suç işleme kararı çerçevesinde taraftarı olduğu takımın maçının bulunduğu saatlerde kolluk güçlerine müracaat etmemesinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve davaların birleştirilerek görülmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
6222 sayılı Kanun'un 18/9. maddesinde öngörülen suçla korunan hukuki değer, faildeki tehlikelilik halinin ortadan kaldırılması, bu yolla kişilerin güvenli ve huzurlu bir ortamda spor müsabakalarını izlemesi ve dolayısıyla kamu güvenliğinin sağlanması olup, suçun mağduru ise, soyut tehlikeye maruz kalan toplumun bireyleridir.
Sanık hakkında yasaklama kararının sebebini oluşturan fiilin işlendiği müsabakanın tarafı olan ve taraftarı olduğu takımın katıldığı müsabakanın başlangıç saatinde ve bundan bir saat sonra bulunduğu yere en yakın genel kolluk birimine başvurma yükümlülüğünün birden fazla ihlali halinde, Yerel Mahkemece; suç ve iddianame tarihleri gözetilmek suretiyle, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK'nun 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ortada birden çok suç (ihlal) bulunmasına karşın, faile tek ceza verilen hallerden biri de zincirleme suç adı verilen durumdur. Zincirleme suçu oluşturan suçlardan her biri başlı başına bir suçtur. Kanun, faildeki "bir suç işleme kararı" dan kaynaklanmış olmaları nedeniyle bunları tek suç saymakta ve faile tek ceza vermektedir.
Kanun yararına bozma talebine konu karar ile aralarında zincirleme suç hükümlerinin oluştuğu belirtilen Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2016/59 Esas, 2016/191 Karar sayılı, 09/12/2015 tarihli ve 2015/784 Esas, 2015/824 Karar sayılı, 10/03/2016 tarihli ve 2016/46 Esas, 2016/195 Karar sayılı kararları Dairemizin 19.03.2018 tarih 2017/ 5337 Esas, 2018/ 2964 Karar sayılı ilamı ile Kanun yararına bozulmuş olduğu anlaşılmakla, anılan dosyalar incelenerek suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek suretiyle, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK'nun 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu bulunduğundan davaların birleştirilmesi gerektiğinden,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmekle, Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/04/2015 tarihli ve 2015/171 Esas, 2015/364 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nun 309/4-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 16/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.