Yoklama kaçağı olup 3 aydan sonra gelmek suçundan sanık ...'in, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-b ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1. maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına dair Pütürge Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2017 tarihli ve 2017/58 esas, 2017/147 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 18/06/2018 gün ve 94660652-105-44-8298-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26706/2018 gün ve 2018/54483 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1- 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 63/1. maddesi maddesinde yer alan ''1 - Barışta, 1111 sayılı Askerlik Kanununun 89 uncu maddesi uyarınca haklarında verilen idarî para cezası kesinleştikten sonra kabul edilecek bir özrü olmadan, a) Yoklama kaçaklarından birlikte yoklamaya tabi oldukları doğumluların yurt genelinde normal sevk yılı içindeki son kafilesi gönderilmiş bulunanlar için, son kafilenin gönderilmesi tarihinden, b) Bakaya kalanlar için, bakaya kaldıkları tarihten, c) İhtiyat erattan çağrılıp da birlikte işleme tabi olduğu kişiler gönderilmiş bulunanlar için, en son gönderilme tarihinden, d) Yoklama kaçağı, saklı veya bakaya olup olmamasına bakılmaksızın askerlik şubesince sevk edildiği kıtasına katılmayan veya geç katılanlar için, kendilerine tanınan kanuni yol süresinin bitiminden, itibaren dört ay içinde gelenler altı aya kadar, yakalananlar iki aydan altı aya kadar; dört aydan sonra bir yıl içinde gelenler iki aydan bir yıla kadar, yakalananlar dört aydan bir yıla kadar; bir yıldan sonra gelenler dört aydan iki yıla kadar, yakalananlar altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığın yoklama kaçağı kalmasından dolayı Pütürge Kaymakamlığınca verilen 27/05/2015 tarihli ve 1505-77 sayılı idarî para cezasının sanığa usûlüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden dolayı kesinleşmediği, söz konusu kesinleşmenin suçun ön şartı olduğu, bu nedenle sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Sanığın mükerrir olduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Kanun’un 58/4. maddesinde yer alan, "Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz" şeklindeki düzenleme karşısında incelemeye konu suçun askeri suç olması nedeniyle diğer suçlara ilişkin tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağı anlaşılmakla, şartları oluşmadığı hâlde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasında, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin (1) no’lu bendi yönünden yapılan incelemede; Pütürge Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2017 tarihli ve Esas 2017/58 esas, Karar 2017/147 sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında “yoklama kaçağı olup 3 aydan sonra gelmek” suçundan dolayı hükmolunan 3 ay 10 gün hapis cezasının kaldırılmasına, (2) nolu bendi açısından ise 5237 sayılı TCK’nın 58/4. maddesinde sırf askeri suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağının öngörüldüğü ancak sanığın cezalandırılmasına karar verilen “yoklama kaçağı olup 3 aydan sonra gelmek” suçunun 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş askeri suçlardan olmakla beraber sırf askeri suç olmadığı, dolayısıyla tekerrür hükümlerinin uygulanmasında bir engelin bulunmadığı anlaşıldığından; yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 12/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy