5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na muhalefet suçundan kimliği meçhul şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Selçuk Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23/02/2018 tarihli ve 2017/303 soruşturma, 2018/101 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik yapılan itirazın kabulü ile söz konusu kararın kaldırılmasına dair İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27/03/2018 tarihli ve 2018/1885 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 07/06/2018 gün ve 94660652-105-35-7752-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/06/2018 gün ve KYB 2018-51667 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, kimliği meçhul şüphelinin üzerine atılı suçun, 5809 sayılı Kanunu’un 63/10. maddesinde öngörülen cezasının miktarı ve üst sınırı itibarıyla tâbi olduğu aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin, son eylemin yapıldığı/sözleşmenin düzenlendiği 02/11/2009 tarihinden 02/11/2017 tarihine kadar dolduğu cihetle itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Dosya kapsamında yapılan incelemede, şikayetçinin bilgi ve rızası dışında adına düzenlenen abonelik sözleşmelerinden sonuncusunun 01/06/2010 tarihinde düzenlendiği, TCK’nun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin, son sözleşmenin düzenlendiği 01/06/2010 tarihi uyarınca, İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27/03/2018 tarihli ve 2018/1885 Değişik İş sayılı karar tarihi itibariyle henüz dolmamış olduğu anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 29/01/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy