MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ: 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Beraat
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik incelemede,
Eyleme ve yükletilen suça yönelik şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik incelemede,
Sanığın üzerine atılı bulunan İİK’nun 331. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun; “Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla,
1- Mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek, hakiki surette
2- Gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek,
3- Asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksilterek” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının, borçlu aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde) gerçekleşmesi halinde oluşacağının yerleşik uygulamalarda benimsenmiş olması, somut uyuşmazlıkta, borçlu şirkete ait 11 adet aracın 25/11/2011 ve 13/09/2012 tarihlerinde alacaklıyı zarara uğratmak kastıyla devredildiğinin iddia edilmesi; sanık ...’ın bu devir tarihleri itibariyle şirketin yetkili temsilcisi olduğunun dosya içinde bulunan Türkiye Ticaret Sicili Gazeteleri ile sabit ve 05/08/2013 tarihli şikayetin 13/09/2012 tarihli devirler bakımından süresinde olması; şikayete konu edilen tasarrufların Gebze 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 18/02/2015 tarih, 2013/111 Esas, 2015/61 Karar sayılı temyiz edilmeden kesinleşen kararı ile iptaline karar verildiğinin UYAP ortamında yapılan incelemeden anlaşılması karşısında; sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine 11/01/2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile eklenen "bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır" hükmü dikkate alınmadan, duruşma davetiyesi tebligatı doğrudan sanığın MERNİS adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapılıp, sanık davadan usulünce haberdar edilmeden hakkında hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 15/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.