MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Beraat
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- İİK’nın 338. maddesinden kurulan hükme yönelik incelemede,
Sanığa isnat edilen suçun cezasının üst haddine göre davanın 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık asli, 12 yıllık kesintili zamanaşımı süresine tabi bulunması, suç tarihinin birinci haciz ihbarnamesine itiraz tarihi olan 11/06/2007 ve zamanaşımı süresini en son kesen işlemin Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 08/01/2015 tarih 2013/6249 Esas ve 2015/213 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilen yerel Mahkeme’nin 29/06/2009 tarih, 2007/1364 Esas ve 2009/2633 Karar sayılı mahkumiyet hükmü olması karşısında hüküm tarihi olan 22/02/2018 tarihi itibariyle asli ve kesintili zamanaşımı sürelerinin geçmiş olduğunun gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca sanık hakkındaki davanın gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
2- Tazminat talebine yönelik kurulan hükmün incelenmesinde,
İİK’nın 89/4. maddesine göre “üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü, HGK'nın 11.05.2016 tarih ve 2014/12-1078 Esas, 2016/600 Karar sayılı ilamına göre şirket ortağının borçlu şirket bakımından üçüncü kişi sayılacağı ve sanığın haciz ihbarnamesini haricen öğrendiğini belirterek 11/06/2007 tarihinde itirazda bulunmuş olması karşısında; nispi harç tamamlattırıldıktan sonra, sanığın borçlu şirkete 11/06/2007 tarihi itibariyle sermaye koyma borcu da dahil olmak üzere kesinleşmiş borcu bulunup bulunmadığının borçlu şirketin defter, belge ve hesapları incelenerek tespit edilmek suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken 10/09/2007 havale tarihli şikayet dilekçesinde İİK’nın 89/4 maddesine göre tazminat talebinde de bulunulduğu halde bu talep bakımından bir hüküm kurulmaması,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 10/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy