Karşılıksız çek düzenlemek suçundan sanık ...'in, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52. maddeleri gereğince 19.200,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 2. İcra Ceza Mahkemesinin 26/10/2017 tarihli ve 2017/214 esas, 2017/361 sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 09.07.2018 gün ve 2018/8870 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13/07/2018 gün ve KYB. 2018/61067 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
10/10/2017 tarihli ve 30206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarihli ve 2016/191 esas 2017/131 sayılı kararı ile 5941 sayılı Kanun'un 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından” şeklindeki ibarenin iptal edilmesi nedeniyle, 5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinde yer alan "(Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…)(2) az olamaz." hükmüne göre, sanığın eylemi sebebiyle hakkında tespit edilecek gün adlî para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52/2. maddesi gereğince adlî para cezasına çevrileceği ancak sonuç cezanın çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamayacağının belirtildiği,
Somut olayda, suça konu çek bedelinin 19.200,00 Türk lirası olduğu ve 10/01/2017 tarihinde bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığının çekin arka yüzüne şerh düşüldüğünün anlaşılması karşısında, 5941 sayılı Kanun'un 3/3-a-1. maddesi uyarınca bankanın sorumlu olduğu meblağın çek bedelinden mahsup edilerek cezalandırılması yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5941 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan ve kanun yararına bozmaya konu edilen hükümde yerel mahkemece; 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde unsurları yazılı "karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçunu işlediği anlaşılan sanık hakkında, öncelikle takdiren 5 gün adli para cezasına hükmedildiği, TCK'nin 52/2. maddesi gereği günlüğü 20 TL'den hesaplanan katsayının, gün para cezasıyla çarpılması sonucu sanık hakkında 100 TL adli para cezasına hükmedildiği, 10/10/2017 tarihli ve 30206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarihli ve 2016/191 esas 2017/131 karar sayılı kararı göz ardı edilerek, 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi ikinci fıkrasında yazılı olduğu üzere, verilecek ceza karşılıksız çıkan çekin takibi nedeniyle oluşan temerrüt faizi, takip ve yargılama giderleri toplamından az olamayacağından sanığın cezasının neticeten 19.200 TL adli para cezasına yükseltildiği görülmektedir.
5941 sayılı Kanun'un 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından” şeklindeki ibarenin, 10/10/2017 tarihli ve 30206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarihli ve 2016/191 esas 2017/131 karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, yerel mahkemece takdiren verilen 100 TL adli para cezasının, suça konu çekin karşılıksız kalan kısmı olan 17.910 TL'den az olamayacağı da göz önüne alındığında, iptal kararı öncesinde yürürlükteki Kanun'a göre kurulan hükümde sırf bu sebeple yapılan artımın kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İstanbul 2. İcra Ceza Mahkemesinin 26/10/2017 tarihli ve 2017/214 esas, 2017/361 karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4-d maddesi gereği BOZULMASINA, bozma gereği yeniden uygulama yapılarak, sanık hakkında mahkumiyet hükmü içeren İstanbul 2. İcra Ceza Mahkemesinin 26/10/2017 tarihli ve 2017/214 esas, 2017/361 karar sayılı kararının HÜKÜM kısmında yer alan ve temerrüt faizi, takip ve yargılama giderini artırım nedeni olarak gösterilen "Ancak" ibaresiyle başlayan "4-" numaralı bendinin hükümden tamamen çıkartılıp yerine;
"5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinin "ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamı" kısmının, 10/10/2017 tarihli ve 30206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarihli ve 2016/191 esas 2017/131 karar sayılı kararıyla iptal edilmesi sonucu, hükmedilen ceza çekin karşılıksız kalan miktarından az olamayacağından, sanığın neticeten 17.910 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına," cümlesinin eklenmesine, hükmün diğer kısımlarının aynen bırakılmasına, hükmün infazının 17.910 TL adli para cezası üzerinden yapılmasına, 23/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy