5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na muhalefet suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/01/2018 tarihli ve 2017/6881 soruşturma, 2018/561 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 15/02/2018 tarihli ve 2018/609 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 17/07/2018 gün ve 94660652-105-34-5935-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/07/2018 gün ve KYB 2018-63617 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu,
Somut soruşturma dosyası kapsamına göre, müşteki ...'ın bilgisi dışında kendi adına hatlar çıkartılması nedeniyle mağdur olduğunu belirterek şikayetçi olduğu, şüpheliye çıkartılan ön ödeme ihtarına istinaden ön ödeme bedelini yatırdığından bahisle Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, şüpheli ...'nun aşamalarda beyanının alınmayarak eksik inceleme yapıldığı, abonelik sözleşmesinin altındaki imzanın müştekiye ait olmadığının 02/08/2017 tarihli raporla anlaşılması karşısında, sahte hat düzenleyen kişilerin tespiti için gerekli araştırmanın yapılmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçun özel belgede sahtecilik suçuna vücut vereceğinden müşteki adına çıkartılan hatların kim tarafından ve ne için kullanıldığı araştırılmadığı, abonelik sözleşmesinin dosya arasına alınarak incelenmesi gerektiği ve dosyada delil olarak bulunması gerektiği, müştekinin kimlik bilgilerinin ne şekilde ele geçirildiği araştırılmadan eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşıldığından, eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağından bahisle soruşturma yapılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Dosya kapsamında yapılan incelemede, şikayetçinin bilgi ve rızası dışında adına abonelik sözleşmesi düzenlenmesinden ibaret somut olayda; imzanın şikayetçi eli ürünü olmadığının bilirkişi raporu ile sabit bulunduğu, mevcut delil durumuna istinaden eylemin 5809 sayılı Kanun kapsamında olduğu ve Cumhuriyet savcısının hukuki nitelendirmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 29/01/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy