Nafaka hükümlerine uymamak suçundan sanık ...'ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi gereğince 3 ay tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair Çivril İcra Ceza Mahkemesinin 12/01/2018 tarihli ve 2017/126 Esas, 2018/1 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin mercii Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2018 tarihli ve 2018/21 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 11/07/2018 gün ve 94660652-105-20-9477-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/07/2018 gün ve KYB.2018-62432 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/11/2006 tarihli ve 2006/16.HD-220 esas, 2006/231 sayılı kararında da belirtildiği üzere, “Hapsen tazyik yaptırımında amaç, bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak olduğundan, alt sınırdan belli bir ceza belirlenmesi gerekmemekte, yükümlülük yerine getirilene kadar ve en çok 3 ay süreyle kişinin yükümlülüğüne uygun davranması için zorlanması söz konusu olmaktadır. Bu nedenle kararda belli bir sürenin öngörülmesi, yaptırımın bu niteliğine aykırı olacaktır.” şeklindeki gerekçe nazara alındığında, disiplin ve tazyik hapsinin kısmi bir düzeni korumak amacıyla getirildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde serbest kalacağı cihetle, sanığın 3 aya kadar hapsen tazyikine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde 3 ay hapsen tazyikine karar verilmesinde,
2-Her ne kadar merci Çivril Asliye Ceza Mahkemesince, söz konusu suçun şikayete bağlı olduğu, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 34. maddesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaretinin çıkarılması sebebiyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı Kanun'un 354. maddesinin aynı kanunun 344 maddesi açısından uygulamasına engel teşkil etmediği, uzlaşmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka uygulanması gerekli bir maddi ceza hukuku kuramı olduğundan bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Uzlaştırma" başlıklı 253 üncü maddesinin birinci fıkrasında, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulacağı; ikinci fıkrasında, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerektiğinin belirtildiği,
2004 sayılı Kanun'un da icra suçlarıyla ilgili hükümlerin 331 ilâ 345/b maddeleri arasında, muhakeme usulüne ilişkin hükümlerinin ise 346 ilâ 354 üncü maddelerinde düzenlendiği, icra suçlarının, suç olarak düzenlenmek suretiyle hapis ve adlî para cezası şeklinde yaptırımlara bağlananlar ile disiplin veya tazyik hapsi yaptırımına bağlananlar şeklinde ikili bir ayrıma tabi tutulduğu, disiplin hapsi veya tazyik hapsinin, bir suç karşılığı olmayıp kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış bir fiil karşılığı olarak uygulanan seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen yaptırımlar olduğu ve gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararların, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinde belirtilen hüküm niteliğinde olmadıkları ve uzlaştırma hükümlerinin uygulanamayacağı, somut olayda sanığın üzerine atılı nafaka hükümlerine uymamak suçunun, 2004 sayılı Kanun’un 344. maddesi uyarınca tazyik hapsi cezası ile yaptırım altına alındığı ve uzlaştırma kapsamında bulunmadığı gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2018 tarihli ve 2018/21 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına 04/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.