MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5809 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanık hakkında aynı suç nedeniyle aynı mahkemece verilmiş bir başka mahkumiyet kararının İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 02/04/2018 tarihli ve 2018/953 E. - 2018/404 K. sayılı kararıyla 43/1. Maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının takdiri gerekçesiyle bozulmasının, bu dosya için de bozma nedeni olması yönündeki görüşe; 5809 sayılı Kanun'un 56/4. maddesinde unsurları yazılı "kişinin rızası dışında abonelik işlemi yapmak" suçunda, mahiyeti itibariyle suçun mağdurunun adına sözleşme çıkartılan kişi olduğu, UYAP üzerinden ulaşılan İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 02/04/2018 tarihli ve 2018/953 E. - 2018/404 K. sayılı kararında suçun mağdurunun Ali Özkan isimli bir şahıs olması, TCK'nin 43/1. maddesinin uygulanması için aynı suçun aynı kişiye karşı farklı zamanlarda işlenmesi gerekliliği,
Tebliğnamede yer alan mağdurun mahkeme huzurunda kendisini CMK'nin 234/2 maddesi uyarınca baro tarafından görevlendirilen vekili ile temsil ettirdiği, bu nedenle annesinin katılan sıfatının bulunamayacağı görüşüne, baro tarafından vekil görevlendirilmesi işlemi ile CMK'nin 237 vd. maddelerince kamu davasına katılma hususunun birbiriyle doğrudan bir ilişkisi olmaması, keza 28 yaşındaki mağdurun UYAP'tan çıkartılan nüfus kayıt belgesine göre, Ödemiş 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.09.2012 tarihinde kesinleşen 2012/749 E. 2012/781 K. Sayılı kararıyla kısıtlanarak annesi ...'ın velisi olarak atanmasına karar verildiği, dolayısıyla mağdurun annesinin suçtan ve bu suç dolayısıyla evlerine gelen icra tebligatlarından doğrudan zarar görmediğinin iddia ve kabul edilemeyeceği, bu nedenle katılma hususunda mahkemece verilen kararda hukuka aykırılık da bulunmadığı,
Son olarak mahkemece, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün CMK'nin 231. maddesine göre açıklanmasının ertelenmemesine gerekçe olarak gösterilen; sanığın özel evrakta sahtecilik suçundan karara çıkmış dosyası bulunmasına rağmen denetim süresi içinde
yeniden suç işlediği hususunun, adı geçen dosyanın kararının dosya içine eklenmemesinin bozma gerekçesi olduğu yönündeki düşünceye ise; tebliğnamede adı geçen kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi dosyasında alınan ve bozulmasına karar verilen karar olduğu, bu kararın UYAP üzerinden rahatlıkla görülebileceği, mahkemenin takdir yetkisinin gerekçesinin, tebliğnamede zaten TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması için bir bozma nedeni olarak gösterildiği, keza sanığın sabıkasında evvelce verilen 2 adet hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunduğu, sırf bu nedenle bozulması halinde mahkemece yine CMK'nın 231. maddesinin uygulanmaması hususunda kanunen engel bulunması gerekçeleriyle iştirak edilmemiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 22/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.