MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 1163 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Kooperatif genel kurulunun kanunda öngörülen süre içerisinde yapılmadığı sabit ise de, makul sayılabilecek bir gecikme ile de olsa genel kurul toplantısının gerçekleştirilmiş olduğu; kooperatiflerde olağan genel kurul toplantısı yapmanın bazı usul ve şekil şartlarının bulunduğu, ilgili Bakanlığa bazı yazılı bildirimlerde bulunmanın zorunlu olduğu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 87/2. maddesi gereğince ''Genel kurul toplantılarının Bakanlık temsilcisinin'' iştiraki ile yapılması gerektiği ve bunun da genel kurul toplantısı yapmak açısından yönetim kurulu üyelerinin iradesi dışında zaman açısından idarenin tensibine bağlı olması karşısında; suç kastının ne şekilde oluştuğu tartışılmadan sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre ise;
1)02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile TCK'nun 75. maddesinde yapılan değişiklik sonucu 1163 sayılı Kanun'un Ek 2/2. maddesinde öngörülen suçun önödeme kapsamına alınması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
2)1163 sayılı Kanun’un Ek 2. maddesinde yer alan "Bu madde öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezalar paraya tahvil edilemez" hükmünün 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırıldığı ve 5237 sayılı TCK'nun 5. maddesinde yer alan "Bu Kanun'un genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." düzenlemesi uyarınca 01.01.2009 tarihinden itibaren özel kanunların TCK’nun genel hükümlerine aykırı hükümlerinin uygulanamayacağı cihetle, daha önce hapis cezasına mahkum edilmeyen sanıklar hakkında hükmolunan 25 gün hapis cezasının TCK'nun 50/3. maddesinde düzenlenen “Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum olduğu bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca TCK'nun 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
3)Sanıklardan ...'ın adli sicil kaydında sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin bir ilam mevcut olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir hüküm niteliğinde olmadığı, dolayısıyla suç tarihi itibarıyla sanığın kasten suç işlediğine dair kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunmadığı gözetilmeden ''...sanığın daha önceden sabıkasının olması nedeni ile kanunen ve takdiren...'' yönündeki ifadeler içeren yetersiz gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4)Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin ''01/07/2014'' yerine ''01/03/2013 - 30/01/2014 tarihleri arası'' olarak gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy