Yoklama kaçağı kalmak suçundan sanık ...'ün, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 63/1-a, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/03/2018 tarihli ve 2017/120 Esas, 2018/354 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/05/2018 tarihli ve 2018/1467 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 27/09/2018 gün ve 94660652-105-23-10389-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/10/2018 gün ve KYB 2018/79860 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında yoklama kaçağı durumuna düşmesinden dolayı Elazığ Valiliği İl İdare Kurulunun 10/09/2013 tarihli ve 42394 Esas, 89 Karar sayılı kararı ile 250,00,00 Türk Lirası idarî para cezası ile cezalandırılmasına dair kararın 08/11/2013 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine yoklama kaçağı kalmaya devam eden sanığın Mahkemesince cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 63. maddesine göre sanık hakkında tanzim edilen idari para cezasında kanun yolu bilgilerinin bulunmadığı gibi tebliğ evrakında da karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresinin gösterilmediği, dolayısıyla kararda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde kararın kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği ve 30/03/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Kararların Tebliği" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen, "İdarî yaptırım kararı, 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanık hakkında kesinleşmiş idarî yaptırım kararı bulunmadığı ve suçun unsurları oluşmadığından, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğinde ileri sürülen sebepler yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 07/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy