1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/10/2017 tarihli ve 2017/2728 soruşturma, 2017/1474 esas, 2017/942 sayılı iddianamenin iadesine dair Bilecik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/2017 tarihli ve 2017/425 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin 22/12/2017 tarihli ve 2017/1135 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 14/09/2018 gün ve 94660652-105-11-11997-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/09/2018 gün ve 2018/77322 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
14/06/1989 tarihli 3574 sayılı Kanun'a değişik 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun "Firaz ve cezası" başlıklı 66. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "1) Aşağıda yazılı askeri şahıslar bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur: a) Kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşanlar, b) Kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenler," şeklindeki düzenleme karşısında, Bilecik 2. Eğitim Tugay Komutanlığı 3. J. Eğt. Tb. Komutanlığı 7. J. Eğt. Bl. Komutanlığı'nda askerlik hizmetini ifa etmekte iken 28/12/2006 tarihinde birliğinden gizlice firar eden ve halen birliğine katılmayan şüphelinin eyleminin, birliğine dönmesi gereken tarihten itibaren 6 gün sonrasında oluştuğu gözetildiğinde, şüphelinin birliğinden gizlice firar ettiği 28/12/2006 tarihinden itibaren 6 gün sonrasında firar suçunu işlemiş olduğu cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Şüpheliye yüklenen suç açısından temadinin sona erdiği tarihin belirlenebilmesi için yakalama veya teslim olma tarihini gösteren belgenin ya da askerliğe elverişsiz olduğuna dair raporun aslının veya onaylı örneğinin soruşturma dosyasında bulunmasının gerektiği, kesintinin sona erdiği tarihin tespiti ve buna dair delillerin toplanması gibi hususların firar ve izin tecavüzü gibi mütemadi suçlarda sübut ve uygulamaya doğrudan etkili olmaları ve mevcut soruşturma dosyasında bu hususlara ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığının anlaşılması karşısında;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu gerekçeyle yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 24/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.