Karşılıksız çek düzenlemek eyleminden dolayı kabahatli... Plastik Yapı Malzemeleri Metal San. ve Tic. Ltd. Şti hakkında idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına ilişkin, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 18/10/2016 tarihli ve 2016/266 idari yaptırım numaralı 2016/50 sayılı kararına yönelik itirazın idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına dair karara itirazın mümkün olmadığı gerekçesiyle reddine dair Eskişehir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 08/11/2016 tarihli ve 2016/4475 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 24.09.2018 gün ve 2016/14785 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/10/2018 gün ve KYB. 2018/78884 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,
1- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14/01/2015 tarihli ve 2013/30405 esas, 2015/267 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere 5320 sayılı Kabahatler Kanunu’nun ek 1.maddesindeki “(1) Kanunlarda sulh ceza mahkemesi veya sulh ceza hâkimine yapılan atıflardan, a) İdari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvurulara, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli karar ve işlemlere ve kanunlarda sulh ceza mahkemesince veya hâkimince verilmesi öngörülen karar veya işlemlere ilişkin olanlar sulh ceza hâkimine, b) Yargılamaya ilişkin olanlar asliye ceza mahkemesine veya hâkimine, yapılmış sayılır." şeklindeki düzenleme gereğince Eskişehir 1. Sulh Ceza Hakimliğince itiraza ilişkin esastan inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
2- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde Cumhuriyet savcısının kanunda belirtilen hukuka aykırı fiili öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlama görevi verilmiş, aynı Kanun'un 172. maddesinde, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verileceği düzenlenmiş, 173. maddesinde de Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı, "suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir" şeklindeki itiraz kanun yolu usulü düzenlendiği, somut olayda Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18/10/2016 tarihli idarî yaptırım uygulanmasına yer olmadığına dair kararın aslında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar olduğu ve bu karara karşı yapılan itirazın mercii tarafından 5237 sayılı Kanun'un 173. maddesi uyarınca işin esasına girilmek suretiyle incelenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
İsabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
A-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin 1- numaralı bozma sebebi yönünden yağılan incelemede;
5320 sayılı Kanun'un "Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun" olması karşısında, bozma sebebinin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'na dair sebep olmadığı, bozma nedeninde ileri sürülen 5320 sayılı Kanun'da yer alan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren "ek madde 1" adlı düzenlemenin, Sulh Ceza Mahkemelerinin kapatılmasıyla birlikte yerine Sulh Ceza Hakimliklerinin kurulması üzerine, yapılan değişiklikten önce özel kanunlarda eskiden Sulh Ceza Mahkemesince görüleceği kararlaştırılan yargılamaya ilişkin dava ve işlerin Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesine, diğer işlerin ise Sulh Ceza Hakimliklerinde görülmesine dair bir düzenleme olduğu, 5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinde değişiklik yapan 6728 sayılı Kanun'un 63. maddesinin ise 09.08.2016 tarihinde yürürlüğe girdiği, dolayısıyla "1-" numaralı bozma nedeninin uyuşmazlık konusu ile doğrudan bir ilgisi olmadığı,
B-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin 2- numaralı sebebi yönünden yapılan incelemede ise;
Şikayet tarihinde yürürlükte bulunan 5941 sayılı Kanun'un 3/(6). maddesi;
"(6) Muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutar dahil kısmî ödeme hâlinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi ücretsiz olarak hamile verilir. Çek hamili, bu fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi, Cumhuriyet başsavcılığına (Değişik ibare : 6273 - 31.1.2012 / m.2) “talepte” bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebilir ve bunu icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabilir. Mahkeme veya icra dairesinin istemi hâlinde çekin aslı bu mercilere gönderilir." iken,
09.08.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmış olan ve 31.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanunun 62. maddesiyle değişik 5941 sayılı Kanun'un "İbraz, ödeme, çekin karşılıksız olduğunun tespiti ve gecikme cezası" başlıklı 3/(6). maddesi;
"(6) Muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutar dahil kısmî ödeme hâlinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi ücretsiz olarak hamile verilir. Çek hamili, bu fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi, icra mahkemesine şikâyette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebilir ve bunu icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabilir. Mahkeme veya icra dairesinin istemi hâlinde çekin aslı bu mercilere gönderilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Madde metninde değişiklik yapan 6728 Kanun'un 62. maddesinin gerekçesi ve komisyon raporu incelendiğinde; "...bu suçla ilgili yargılama görevi, doğrudan icra mahkemelerine verildiğinden, uygulamada tereddüte neden olmaması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığına talepte ibaresinin icra mahkemesine şikayette şeklinde değiştirilmesi suretiyle..." tasarı metninin kabul edildiği, yürürlük maddesinde ise bu değişiklikten sonra bir uyarlama yapılmadığı görülmektedir.
Şikayet tarihinde yürürlükte bulunan, 6728 sayılı Kanunun 63. maddesiyle değişik 5941 sayılı Kanun'un "Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" başlıklı 5/(1). maddesi;
"(1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (“...çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından...” ibaresi, 10/10/2017 tarihli ve 30206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/7/2017 tarihli ve E.: 2016/191, K.: 2017/131 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.) az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer yada hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür." şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre; kanun koyucunun 5941 sayılı Kanun'da değişiklik yapan 6728 sayılı Kanunla birlikte "karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçundan dolayı 09.08.2016 tarihinden itibaren açılan davaların tümünün İcra Mahkemesinde görüleceğini düzenlemeyi hedef aldığında bir tereddüt bulunmamaktadır. Kanun yararına bozma dosyasındaki şikayet tarihinin 12.10.2016 tarihi olması karşısında; suça konu çek nedeniyle yapılan şikayet hakkında İcra Ceza Mahkemesinde davanın görülmesi gerekeceği de açıktır. Ancak, 5941 sayılı Kanun'un 3/6. maddesine "tereddüte neden olmamak için" konulan " icra mahkemesine şikâyette" ibaresinin düzenlendiği maddenin esas itibariyle, çek hamilinin şikayet dilekçesine çekin fotokopisini de ekleyebileceğinin düzenlenmesi olduğu, bu hükmün sonradan yürürlüğe girmesinin amacının ise karekodlu çeklerin basılması, dağıtılması sürecinin uzayabileceğinin öngörülmesi nedeniyle buna dair düzenlemenin ertelenmesi olduğu değerlendirilmektedir.
Öte yandan, Eskişehir Cumhuriyet Savcılığınca verilen idari yaptırım kararına yer olmadığına dair kararın gerekçesine bakıldığında, 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi gereği yapılan şikayetler hakkında artık Cumhuriyet savcılıklarınca iddianame hazırlanmayacağının, bunun yerine doğrudan icra mahkemesine başvurulabileceğinin düzenlendiğine işaret edilmektedir. Dolayısıyla sanık hakkında atılı suçtan esas itibariyle "kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla" aynı mahiyette bir karar verildiği görülmektedir. Keza 5941 sayılı Kanun'da öngörülen idari yaptırımlara da ilgili mahkemece hükmedileceği öngörülmüştür.
5271 sayılı CMK'nin "Cumhuriyet savcısının kararına itiraz" başlıklı 173. maddesi;
"(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir..." hükmünü amirdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca 5941 sayılı Kanun'un 5. maddesi gereği yapılan şikayet hakkında verilen "idari yaptırım kararı verilmesine yer olmadığına" dair karara karşı şikayetçi tarafından yapılan itirazın; Eskişehir 1. Sulh Ceza Hakimliğince, CMK'nin 173. maddesi gereği esastan görülmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nda bu tür kararlara karşı bir kanun yolu öngörülmediğinden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği "2-" numaralı sebeple yerinde görüldüğünden, Eskişehir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 08/11/2016 tarihli ve 2016/4475 değişik iş sayılı kararı "itirazın (usulden) reddine" dair kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4-a maddesi gereği BOZULMASINA, bozma gereği aynı merci tarafından işin esasına girilerek yapılacak inceleme sonucu bir karar verilmesine, 23/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy