Borçlunun ödeme şartını ihlâli suçundan sanık ... hakkındaki Tarsus İcra Ceza Mahkemesinin 03/10/2017 tarihli ve 2017/248 esas, 2017/250 sayılı beraat kararına karşı yapılan itirazın kabulüne dair mercii Tarsus 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/11/2017 tarihli ve 2017/176 Değişik İş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 02/10/2018 gün ve 94660652-105-33-2625-2018-Kyb sayılı yazılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/10/2018 gün ve KYB.2018/81712 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
1- 2004 sayılı Kanun'un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlâl suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekâlet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği, somut olayda ödeme emrinde asıl alacağın 4.301,19 Türk lirası olarak gösterilmesine rağmen 16/02/2017 tarihinde alınan taahhütnamede 4.496,62 Türk lirası olarak gösterildiği, faiz olarak 490,50 Türk lirasının gösterildiği, ancak işlemiş ve işleyecek faiz miktarlarının ayrı ayrı hesaplanarak gösterilmediği, bu konuda herhangi bir açıklık olmadığı gibi alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmemesi nedeniyle belirsizlik bulunduğundan taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde,
2- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2. maddesi uyarınca, itirazı yerinde gören merciin, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, itirazın kabulüne mercii sıfatıyla karar veren Tarsus 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından itiraz konusu hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (2) no'lu kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Tarsus 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/11/2017 tarihli ve 2017/176 Değişik İş sayılı kararının, CMK’nun 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, bozma sebebine göre bu aşamada kanun yararına bozma isteminin (1) no’lu nedeni yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına, 30/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.