MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5977 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesinde herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlülüğü bulunduğu güvence altına alınmıştır. Bu kapsamda olmak üzere Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Biyogüvenlik Kartagena Protokolü 17/6/2003 tarihli ve 4898 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunarak 17/7/2003 tarihli ve 2003/5937 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanmıştır.
5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu’nun 1. maddesinde ise Kanunun amacının “bilimsel ve teknolojik gelişmeler çerçevesinde, modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilen genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinden kaynaklanabilecek riskleri engellemek, insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla biyogüvenlik sisteminin kurulması ve uygulanması, bu faaliyetlerin denetlenmesi, düzenlenmesi ve izlenmesi ile ilgili usul ve esasları belirlemek” olduğu ilkesine yer verilmiştir.
5977 sayılı Kanun, genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünleri ile ilgili olarak araştırma, geliştirme, işleme, piyasaya sürme, izleme, kullanma, ithalat, ihracat, nakil, taşıma, saklama, paketleme, etiketleme, depolama ve benzeri faaliyetlere dair hükümleri kapsamına almaktadır (md. 1/ 2).
Biyogüvenlik Kanunu, 2. maddesinde, genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar (GDO), GDO’lardan elde edilen ürünler, GDO ve ürünleri, işleme, piyasaya sürme gibi önemli teknik terimlere dair tanımlara yer vermiştir. Buna göre:
Genetik yapısı değiştirilmiş organizma (GDO): Modern biyoteknolojik yöntemler kullanılmak suretiyle gen aktarılarak elde edilmiş, insan dışındaki canlı organizmayı,
GDO’lardan elde edilen ürünler: Kısmen veya tamamen GDO’lardan elde edilmekle birlikte GDO içermeyen veya GDO’dan oluşmayan ürünleri,
GDO ve ürünleri: Kısmen veya tamamen GDO’lardan elde edilen, GDO içeren veya GDO’lardan oluşan ürünleri,
İşleme: GDO ve ürünlerinin, gıda, yem veya diğer amaçlarla kullanılmasını sağlamak için yapılan ve ürünün ilk halini önemli ölçüde değiştiren herhangi bir faaliyeti,
Piyasaya sürme: Bu Kanun kapsamındaki her türlü ürünün bedelli veya bedelsiz olarak piyasaya arzını ifade etmektedir.
5977 sayılı Kanun kapsamındaki ürünlerin ithali, üretimi, işlenmesi, çevreye serbest bırakılması gibi faaliyetler insan, hayvan ve çevre sağlığı bakımından dolayı önemi sebebiyle bir rejime tabi tutulmuş ve bu sisteme aykırı fiiller ise suç veya kabahat olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda olmak üzere;
Biyogüvenlik Kanunu’nun 15/1. maddesinde “GDO ve ürünlerini bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ithal etme, üretme veya çevreye serbest bırakma” fiili suç olarak tanımlanarak beş yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası yaptırımına bağlanmıştır.
Kanunun 15/2. Maddesinde, “Bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde ithal edilen veya işlenen GDO’ları veya GDO ve ürünlerini, ithal izninde belirlenen amaç ve alan dışında kullanma, satışa arz etme, satma veya devretme ya da bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alma, kabul etme, nakletme veya bulundurma” fiili suç olarak tanımlanmış ve dört yıldan dokuz yıla kadar hapis ve yedi bin güne kadar adli para cezası yaptırımına bağlanmıştır.
Biyogüvenlik Kanunu’nun 7/4. maddesinde ise, “Herhangi bir ürünün Bakanlık tarafından belirlenen eşik değerin üzerinde GDO ve ürünlerini içermesi halinde; etikette, GDO içerdiğinin açıkça belirtilmesi zorunluluğu” getirilmiştir.
Yine Kanun'un 7. maddesinde düzenlenen yükümlülükleri yerine getirmeyen başvuru sahiplerine, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde, her bir yükümlülük ihlali dolayısıyla on bin Türk Lirasından otuz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği anılan Kanun’un 15/6. maddesinde yaptırım altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta belirlenen olgulara değinecek olursak;
1. Sanığın yetkilisi olduğu Elazığ Merkez Akçakiraz Beldesi Cahit Dalokay Caddesi No:9 adresinde faaliyet gösteren Şark Yem Hayvancılık İnşaat Nakliye Üretim Pazarlama İthalat İhracaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden suç tarihi olan 21.04.2014 günü alınan ve etiketinde GDO’lu ibaresi bulunmayan sığır süt yemi numunesinin Ankara İl Kontrol Laboratuarında yapılan analizinde oran belirtilmemekle GDO içerdiği tespit edilmiştir.
2. Sanık tarafından Elazığ ...'ne hitaben yazılan 30.05.2014 tarihli dilekçe ile şahit numune analiz hakkının kullanılmayacağı ve analiz sonucuna itiraz edilmeyeceği belirtilmiştir.
3. Adı geçen işletmeden alınan numune üzerinde yapılan GDO analizinde GMO saptama testinin uygun olmadığı belirtilerek suç duyurusunda bulunulmuş ve 5977 sayılı Kanun'un 15/2. maddesine aykırılık fiilini işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
4. Sanık savunmasında, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, fabrikadaki karışık hayvan yemi üretiminde GDO' lu ürün kullanmadıklarını, tespit edilen GDO'nun ürüne nasıl karıştığını bilmediğini, ürün içerisinde GDO olduğunu bilmediğini ifade etmiştir.
5. Kovuşturma aşamasında mahkemece Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Dekanlığına yazı yazılarak;
a) Şahit numune üzerinde ayrıca doğrulama yapılmasının şart olup olmadığı,
b) Üretilen hayvan yeminde GDO bulaşığı olmasının olağan olup olmadığı,
c) GDO bulaşığı olması olağan ise, rapordaki GDO bulaşığının olağan miktar üzerinde olup olmadığı,
d) Bulaşığın muamele, işlem, taşıma, saklama ve diğer benzer işlemlere ilişkin faaliyetler esnasında oluşmasının mümkün olup olamayacağı,
e) GDO bulaşığı olması olağan değil ise, bulaşığın kaynağının ne olduğu,
f) Rapordaki bulgulara göre sanığın üretime başlamadan evvel bu bulaşıktan haberdar olmasının mümkün olup olmadığı,
Hususlarında en az doçent seviyesinde akademik kariyere sahip GDO hususunda uzman bilim adamlarında oluşan üç kişilik bir bilirkişi heyetince rapor hazırlanmasının istenildiği,
6. Düzenlenen üç kişilik bilirkişi raporunda ise özetle; şahit numunede doğrulama analizinin yapılması gerektiği, ülkemiz şartlarında yemlerde GDO bulaşmasının olağan olduğu, raporda GDO miktar analizi yapılmamış olması nedeniyle bulaşmanın olağan miktarın üzerinde olup olmadığına dair bir kanaat oluşmadığı, bulaşığın muamele, işlem, taşıma, saklama ve diğer benzer işlemlere ilişkin faaliyetler esnasında olmasının mümkün olduğu, sanığın üretime başlamadan evvel bulaşıktan haberdar olup olmadığına dair bir kanaatin oluşmadığı belirtilmiştir.
Açıklanan olgular karşısında öncelikle mahkemece şahit numune üzerinde bilirkişi raporunda belirtilen hususları da kapsayacak şekilde yeni bir analiz yaptırılması, gerekiyorsa bu analiz sonucunun da yeniden bilirkişi heyetince değerlendirilmesinin ardından sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekli iken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve katılanın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.