Karşılıksız çek düzenleme suçundan sanık ...’ın, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/2. maddesi uyarınca 145.800,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 11. İcra Ceza Mahkemesinin 24/10/2017 tarihli ve 2017/105 esas, 2017/908 sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 15.10.2018 gün ve 2018/9389 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/10/2018 gün ve KYB. 2018/84442 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
6728 sayılı Kanun’un 63. maddesi ile değiştirilen 5941 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan “(1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hâmilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur…Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.” şeklindeki düzenleme ile 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 347. maddesinde "Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer" biçimindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda, müşteki alacaklı vekilinin 26/01/2017 havale tarihli şikâyet dilekçesiyle suç tarihini 16/09/2016 olarak gösterdiği 145.800,00 Türk lirası bedelli çekten dolayı şikâyetçi olduğu, suça konu çekin ilgili bankaya 16/09/2016 tarihinde ibraz edilmesi üzerine karşılıksız olduğunun anlaşıldığı, bu durumda şikâyet tarihi itibariyle 3 aylık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gözetilmeksizin, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
09.08.2016 tarihinde yürülüğe giren 6728 sayılı Kanunla değişik 5941 sayılı Çek Kanunu'nun "Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" başlıklı 5/1. maddesi;
"(1) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (10/10/2017 tarihli ve 30206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/7/2017 tarihli ve E.: 2016/191, K.: 2017/131 sayılı Kararı ile, bu fıkranın ikinci cümlesinde bulunan “çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından” ibaresi iptal edilmiştir.) az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da re'sen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür..."
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Şikayet" başlıklı 347. maddesi;
"Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer." hükümlerini amirdir.
Sanık hakkında, 14.09.2016 keşide tarihli ve 145.800 TL bedelli çekin süresinde ibrazında karşılıksız çıkması nedeniyle İzmir 11. İcra Ceza Mahkemesinin 24/10/2017 tarihli ve 2017/105 esas, 2017/908 karar sayılı mahkumiyet hükmüne konu şikayetin, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 6728 sayılı Kanunla değişik 5/1. fıkrasında yazılı usulde belirtilen ve 2004 sayılı İİK'nın 347. maddesinde düzenlenen üç aylık hak düşürücü süre içerisinde yapılmadığı anlaşılmakla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İzmir 11. İcra Ceza Mahkemesinin 24/10/2017 tarihli ve 2017/105 esas, 2017/908 karar sayılı mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı CMK'nin 309/4-d maddesi gereği BOZULMASINA, bozma gereği yeniden uygulama yapılarak, İzmir 11. İcra Ceza Mahkemesinin 24/10/2017 tarihli ve 2017/105 esas, 2017/908 karar sayılı kararının HÜKÜM kısmının tamamen çıkartılmasıyla, yerine;
"Sanığın üzerine atılı “karşılıksızdır işlemine sebebiyet vermek” suçunun takibi şikayete bağlı olup, ibraz ve karşılıksızdır kaşesinin vurulduğu tarihin 16.09.2016 olması karşısında; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesinde düzenlenen” şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer” hükmü gereği şikayetçi vekilinin, suça konu olayda üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 26.01.2017 tarihinde şikayette bulunması nedeniyle, ŞİKAYET HAKKININ DÜŞÜRÜLMESİNE," ibaresinin yazılmasına, 23/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy