5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet suçundan sanık ...’nun, anılan Kanun’un 63/10, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 820,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2017 tarihli ve 2016/791 esas, 2017/700 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 15/10/2018 gün ve 94660652-105-34-6768-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/10/2018 gün ve KYB 2018-84530 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, suçun işlendiği 13/10/2008 tarihi ile iddianamenin düzenlendiği 08/12/2016 tarihleri arasında sanık yönünden zamanaşımı süresini kesen bir sebep bulunmadığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, böylelikle dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Bakırköy 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2017 tarihli ve 2016/791 esas, 2017/700 sayılı kararının CMK’nin 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, suç tarihi itibariyle sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK'nin 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu, suça konu abonelik sözleşmesinin düzenlendiği 13/10/2008 tarihinden itibaren zamanaşımını kesen bir işlem bulunmadığı ve 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğu anlaşıldığından sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE, 29/01/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.