5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet suçundan sanık ...’in, aynı Kanun’un 56/3. maddesi yollamasıyla 63/10 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/2. maddeleri uyarınca 1.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/04/2018 tarihli ve 2017/483 esas, 2018/143 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 25/10/2018 gün ve 94660652-105-34-8939-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/11/2018 gün ve KYB 2018-87626 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, müştekinin bilgisi ve rızası olmaksızın, sahte belgeler kullanılarak Ümraniye İlçesinde faaliyet gösteren, sanığın yetkilisi olduğu ... Tablot Tem. İnş. Hay. Gıda San ve Dış Tic. Ltd. isimli firma tarafından müşteki adına ... nolu hattın düzenlendiği, temin edilen cep telefonu hattı abonelik sözleşmelerindeki imzaların müştekiye ait olmadığına dair uzmanlık raporu alındığı, sanığa atılı eylem nedeniyle ön ödeme emri çıkarıldığı, ancak sanığın ön ödeme emrine riayet etmeğinden bahisle hakkında açılan kamu davasına ilişkin yargılama sonucunda, Mahkeme tarafından, alınan imza raporuna göre sözleşmelerdeki imzaların müştekinin eli ürünü olmaması, işlemin sanığın işyerinde yapılmasından dolayı eylemden faydalanacak olanın da sanığın kendisi olması ve sanığın kendisinden beklenen gerekli ihtimamı göstermeyerek olaya sebebiyet vermesi gerekçeleriyle mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Sanığın alınan savunmasında özetle, sorumlusu olduğu iş yerine hat çıkarmak için gelen kişilerden nüfus cüzdanının talep edilerek kontrol edildiğini ve fotokopisinin alındığını, bir başka kimlik bildiren belge daha istendiğini, onun da fotokopisinin alındığını, ikâmetgah belgesi talep edildiğini, onunda aynı şekilde fotokopisinin alındığını, bununla birlikte kişinin kendisine ait bir kredi kartı talep edilerek o karttan şifre kullanılması suretiyle 1 Türk lirası bedelli sembolik çekim yapılarak hattın bu şekilde başvuran kişiye verildiğini, ancak somut olayda işyerine sunulan tüm belgelerin sahtecilikle üretilmiş olduğunu, faili meçhul şahsın müşteki adına sahte kimlik düzenlediğini, bankadan da müşteki adına kredi kartı aldığını, bu durumun ise çalışanları tarafından öngörülemeyeceğini iddia etmesi ve dosya içeriği incelendiğinde de müşteki adına yapılan başvuru işleminde nüfus cüzdanı ve ehliyet belgelerinin fotokopileri ile müşteki adına düzenlenmiş ikametgah belgesinin alındığı ve yine müşteki Arif Gündüz adına olduğu anlaşılan kredi kartından şifre kullanılarak 1 Türk lirası çekim işlemi yapıldığına ilişkin 29/04/2016 tarihli kredi kartı slipinin de dosya da mevcut olduğu hususları hep birlikte değerlendiğinde, sanığın suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin tespitine yönelik olarak müşteki adına sahte olarak oluşturulduğu iddia edilen söz konusu belgelere ve kredi kartına ilişkin olarak yeterli araştırma yapılmaksızın eksik soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
Sanık hakkında 5809 sayılı Kanun’un 63/10 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/2. maddeleri uyarınca 100 gün karşılığı 2.000,00 Türk lirası yerine, 1.000,00 Türk lirası adlî parasına hükmedilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/04/2018 tarihli ve 2017/483 esas, 2018/143 sayılı kararının CMK'nin 309/4-a. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yukarıda yazılı bozma nedenine göre; yeniden bir karar vermek suretiyle müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, bozma sebebine göre bu aşamada diğer kanun yararına bozma istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 23/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.