5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na muhalefet suçlarından sanıklar ... ve ...'in, anılan Kanun'un 63/10, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ve 52/2. maddeleri gereğince ayrı ayrı 3.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Gaziosmanpaşa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/04/2018 tarihli ve 2017/341 esas, 2018/406 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 08/11/2018 gün ve 94660652-105-34-9712-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/11/2018 gün ve KYB 2018-91430 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1- 5809 sayılı Kanun'un 63/10. maddesinde yer alan "Bu Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne kadar; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır." şeklindeki, 5237 sayılı Kanun’un 61. Maddesinde yer alan, " (1) Hâkim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler." şeklindeki düzenlemeler karşısında, mahkemesince sanıkların yasada öngörülen üst sınır aşılmak suretiyle ceza tayin edilerek mahkûmiyetlerine karar verilmesinde,
2- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 193/2. maddesinde “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir” ve 195/1. maddesinde “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, sanık ... Şimşek hakkında adlî para cezasına hükmedilmesi karşısında, sanığa duruşmaya gelmemesi durumunda duruşmanın yapılacağı ibaresinin yer aldığı bir davetiyenin tebliğ edilmediği ve sanık sıfatıyla sorgusu yapılmayan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulamayacağının gözetilmemesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
I- Sanık ... hakkında kurulan hükme ilişkin olarak;
5809 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın anılan Kanun’un 63/10. maddesi uyarınca 150 gün karşılığı 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan Kanun'un 63/10. maddesinde yer alan "Bu Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne kadar; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır." şeklindeki düzenlemesi karşısında, mahkemece Kanun’da belirtilen üst sınır aşılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kuruması usul ve yasaya aykırı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, Gaziosmanpaşa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/04/2018 tarihli ve 2017/341 esas, 2018/406 sayılı kararının CMK'nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma gereği yeniden uygulama yapılarak; hükmün birinci ve dördüncü paragraflarının tamamen çıkartılmasıyla birinci paragrafın yerine “1-Sanık ...’in üzerine atılı suç sabit olmakla, sabit olan eylemine uyan 5809 sayılı yasanın 56. maddesi yollaması ile aynı kanunun 63/10 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, sanığın güttüğü saik ve amaç ve suçun işlenmesindeki diğer özellikler dikkate alınarak sanığın takdiren asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle teşdiden ve tercihen 100 Gün Adli Para Cezası İle Cezalandırılmasına,” dördüncü paragrafın yerine ise “Sanığa verilen gün adli para cezasının TCK. 52/2 maddesi gereğince günlüğü sanığın ekonomik ve sosyal durumuna göre 20 TL olarak tespiti ile 100 gün adli para cezası sebebiyle sanığın 2.000 TL Adli Para Cezası İle Cezalandırılmasına” ibarelerinin yazılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen bırakılmasına, infaza dair hükümlerin bu miktar üzerinden uygulanmasına;
II- Sanık ... Şimşek hakkında kurulan hükme ilişkin olarak ise;
5271 sayılı CMK'nin "Sanığın yokluğunda duruşma" başlıklı 195. maddesi;
" (1) Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." hükmünü amirdir.
Sanığın üzerine atılı 5809 sayılı Kanun'un 56/4. maddesi göndermesiyle 63/10. maddesine aykırılık suçunun alt ve üst sınırı itibariyle sadece adli para cezasını gerektiren suçlardan olması karşısında, sanığa gönderilecek ve içerisinde iddianamenin yer aldığı duruşma davetiyesi üzerinde "gelmediği takdirde yokluğunda yargılamaya devam edileceği" ihtaratı yazılı davetiyenin usulüne uygun tebliğ edilmesi şartıyla sanığın yokluğunda da duruşmaya devam edilmesi gerekmektedir.
Ancak uyuşmazlığa konu somut ceza dava dosyasında, içinde iddianamenin yer aldığı duruşma günü davetiyesinin, üzerine CMK'nin 195. maddesinde yazılı ihtarat yazılmadan tebliğat yapıldığı ve sanığın savunma hakkının ihlal edildiği anlaşılmakla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan (2) no’lu ihbarname içeriği yukarıda yazılı nedenlerle yerinde görüldüğünden, Gaziosmanpaşa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/04/2018 tarihli ve 2017/341 esas, 2018/406 sayılı kararının CMK'nin 309/4-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, bozma sebebine göre bu aşamada kanun yararına bozma isteminin (1) no’lu nedeni yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 23/10/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy