MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 1632 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği ve sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyizin süresinde olduğunun kabulüyle yapılan incelemede;
Sanık hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 30/12/2008 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, yokluğunda verilen kararın sanığın bilinen en son adresine tebliğe çıkarıldığı, ancak sanığın adreste tanınmadığı, muhtarlık kaydının olmadığı ve çevreden tanınmadığı şerhi düşülerek tebligatın iade edildiği, akabinde karar sanığa tebliğ edilmeden 24/03/2009 tarihinde hükmün kesinleştirildiği, 30/12/2008 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik sanığın itiraz hakkı bulunduğundan sanığa tebliğ edilmeyen hükmün henüz kesinleşmediği ve infaz yönüyle zamanaşımını durdurmadığı, mahkemece hükmün açıklanmasına dair 01/03/2016 tarihli kararın hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla;
Suç tarihleri itibariyle sanığa yükletilen suç için Kanun'da öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, davanın 5237 sayılı TCK'nin 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık asli, 12 yıllık kesintili zamanaşımı süresine tabi bulunması, suç tarihleri ile inceleme tarihi arasında 12 yıllık kesintili zamanaşımı süresi tamamlanmış olmakla sanığın temyiz itirazları yerinde görülerek hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nin 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 18/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.