MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5809 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Dairemizin 29.05.2017 tarihli, 2016/13040 Esas, 2017/5047 Karar sayılı emsal nitelikli kararlarında da değinildiği üzere, sanığın suça konu eyleminin tek bir fiille değil, birden fazla ve farklı fiillerle işlenebildiği, aynı anda ele geçirilen birden fazla kaçak ve klonlu cep telefonlarının vücut verdiği Kanunlarda korunan hukuki değerin, suçun konusunun, maddi unsurlarının ayrı olması gerekçesiyle tebliğnamedeki sanığın hem kaçak hem de IMEI numarası değiştirilmiş cep telefonunu bu özelliklerini bilerek ve ticari amaçla bulundurma eylemi için TCK'nin 44. maddesinde yazılı fikri içtima kuralının uygulanmamasının bozma nedeni olduğu yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Soruşturma aşamasında sanığın seyyar tezgahı üzerinde ele geçirilen cep telefonlarının sistemde yapılan sorgulaması sonucu IMEI numaralarının kopyalanmış (klonlu) olduğunun tespit edilmesi karşısında; somut olayda 5809 sayılı Kanun'un 55/2. maddesi göndermesiyle 63/9. maddesi gereği "kimlik bilgileri değiştirilmiş cihaz bulundurmak" suçlamasından sanığın mahkumiyetine karar verilmesi yerine, aynı Kanun'un 56/1. maddesi delaletiyle 63/10. maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi sonuca etkili bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
TCK'nin 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilmesine karar verilmesi suretiyle infazda yetkinin kısıtlanması,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 322. maddesi uyarınca, hükmün TCK’nin 52/4. maddesinin uygulandığı bendinde yer alan "...sanığın taksitlerden birisini süresinde ödememesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsil edileceğine ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin belirtilmesine," cümlesinin çıkartılıp yerine
"TCK'nin 52/4. maddesi gereğince taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarına" ibaresinin yazılması suretiyle başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün, tebliğnameye aykırı olarak, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13/11/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy