MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5607 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre temyiz dilekçesinde Maliye Hazinesi adına hazine vekili tarafından hükmün temyiz edildiği yazılmış ise de; vekilin Gümrük İdaresi adına yargılamaya katılma talebi ve kararı bulunduğu, aynı hazine vekilinin yargılamayı takip ettiği gözetilerek temyiz isteğinin Gümrük İdaresi adına yapıldığının kabulü ile dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Gümrük kaçakçılığı suçlarında korunan hukuki yarar; Devletin egemenlik hakkının bir kısmı olarak ortaya çıkan kendi milli sınırları dahilindeki her türlü eşya giriş ve çıkışını kontrol etme ve düzenleme yetkisidir. Anılan fiiller ile devletin söz edilen egemenlik hakkının ihlali ile birlikte devletin vergilendirme hakkı ve mali yararlarını da ihlal ettiği kuşkusuzdur. Verginin ise devletin kamu hizmetlerini finanse etmek için toplumu oluşturan kişilerden zorunlu olarak alınan ekonomik değerler olduğu nazara alındığında gümrük kaçakçılığı suçlarının vergi kaybına sebep olması sonucu, kamu hizmetlerinin finansmanında güçlükler doğuracağı muhakkaktır. Bu itibarla, gümrük kaçakçılığı suçlarının mağdurunun da devletin yürüttüğü kamu hizmetlerinden yararlanan bireylerden oluşan toplum olduğu cihetle;
UYAP ortamında yapılan araştırmada sanık hakkında,
- 24.04.2013 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine, Gölbaşı (Ankara) 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 2013/228 Esas ve 2014/185 Karar sayılı hükmün Dairemizce aynı gün 2019/9083 Esas sayılı dosya üzerinden incelenerek bozulmasına karar verilmesi,
- 30.04.2013 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine, Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 2013/455 Esas ve 2014/713 Karar sayılı hükmün Dairemizce aynı gün 2019/11477 Esas sayılı dosya üzerinden incelenerek bozulmasına karar verilmesi karşısında;
Anılan davalar ile iş bu dava birleştirilerek, suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp, hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek sureti ile sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu,
Kabule göre ise;
1- Sanık hakkında hükmolunan gün adli para cezasının hesabı sırasında uygulama maddesinin gösterilmemesi,
2- Suça konu eşyanın 5607 sayılı Kanun’un 13/1 maddesi yollamasıyla TCK'nın 54/4. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken 5607 sayılı Kanun’un 10. maddesi yollamasıyla müsaderesine karar verilmesi,
3- Katılan Gümrük İdaresi yerine Maliye Hazinesi lehine vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmesi,
4- Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08/05/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.