1632 sayılı Askeri Ceza Kanununa Muhalefet suçundan sanık ...'in, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 63/1.d ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50/1-d maddesi gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası kadar alkollü içki satışı yapılan bar, kafe, pavyon, gazino ve restorantlara girmekten yasaklanmasına dair Turhal 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/05/2016 tarihli ve 2015/113 esas, 2016/221 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 22/01/2019 gün ve 94660652-105-45-12491-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/01/2019 gün ve KYB 2019/9506 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Somut olayda, sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasında ifadesi alındığı sırada, özürlü olduğunu, bu konuda İzmir ili ... Alsancak Devlet Hastanesinde muayene olduğunu, muayene sonucunda kendisine özürlü raporu verildiğini savunması karşısında, suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca “akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı” konusunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 74. maddesine göre gözlem altında tutulup usulünce sağlık kurulu raporu alınarak, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken yargılamaya devamla sanık hakkında hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtay’ca incelenmesini, buna bağlı olarak da kanunların uygulanmasında ülke sathında birliğe ulaşmak, hakim veya mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından hukuk yararına gidermektir.
Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur.
26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hakim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz.
Ancak 5271 sayılı CMK’nin 311/1-e fıkrasında da belirttiği gibi, ortaya konulan yeni olaylar veya yeni delillerin yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olması halinde sanığın olağanüstü kanun yollarından olan yargılamanın yenilenmesi müessesesinden faydalanması mümkün olabilecektir.
Mahkemece kanun yararına bozma isteminde ileri sürülen nedenler yönünden dosya kapsamında tüm deliller tartışılıp takdir edilmek suretiyle karar verildiği ve delil takdiri yapılarak verilen kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 23/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.