MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 1632 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu, anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
22/12/2011 tarihli hükümde sanık hakkında mağdur ...’a karşı işlediği zincirleme üstünün bir şeyini çalmak suçundan verilen 7 ay 15 gün hapis cezasının TCK'nin 50/1-a maddesi gereği 4500 TL adli para cezasına, mağdurlar ..., ..., ...’e karşı işlediği üstünün bir şeyini çalmak suçundan verilen 5 ay hapis cezalarının TCK'nin 50/1-a maddesi gereği ayrı ayrı 3000 TL adli para cezasına, mağdur ...’na karşı işlediği üstünün bir şeyini çalmak suçundan verilen 6 ay 20 gün hapis cezasının TCK'nin 50/1-a maddesi gereği 4000 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, sanık müdafiinin bu kararı temyiz etmesi üzerine Askeri Yargıtay 2. Dairesi'nin 25/09/2013 tarihli kararıyla “Anayasa Mahkemesinin 17/01/2013 tarihli, 2012/80 Esas, 2013/16 Karar sayılı iptal kararı vermiş olması karşısında uygulamaya yönelik konularda yeniden değerlendirme yapılması” sebebiyle "Bozma" kararı verildiği, bozma üzerine sanık hakkında 05/02/2014 tarihli karar ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle bu kararın 16/11/2017 tarihinde aynen açıklandığı ancak; 1412 sayılı CMUK'nin 326/son maddesi gereğince ''Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz.'' şeklindeki düzenleme uyarınca kazanılmış hakkın sonuç ceza miktarı yönünden oluşacağı ancak somut olayda olduğu gibi bozmadan önce verilen ve sadece sanık müdafii tarafından temyiz edilen kararda sanık hakkında zincirleme üstünün bir şeyini çalmak ve dört ayrı üstünün bir şeyini çalmak suçlarından verilen adli para cezası yönünden kazanılmış hakkın oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 18/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy