MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 4733 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1)Gümrük kaçakçılığı suçlarında korunan hukuki yarar; Devletin egemenlik hakkının bir kısmı olarak ortaya çıkan kendi milli sınırları dahilindeki her türlü eşya giriş ve çıkışını kontrol etme ve düzenleme yetkisidir. Anılan fiiller ile devletin söz edilen egemenlik hakkının ihlali ile birlikte devletin vergilendirme hakkı ve mali yararlarını da ihlal ettiği kuşkusuzdur. Verginin ise devletin kamu hizmetlerini finanse etmek için toplumu oluşturan kişilerden zorunlu olarak alınan ekonomik değerler olduğu nazara alındığında gümrük kaçakçılığı suçlarının vergi kaybına sebep olması sonucu, kamu hizmetlerinin finansmanında güçlükler doğuracağı muhakkaktır. Bu itibarla, gümrük kaçakçılığı suçlarının mağdurunun da devletin yürüttüğü kamu hizmetlerinden yararlanan bireylerden oluşan toplum olduğu cihetle;
a)UYAP ortamında yapılan araştırmada sanık hakkında 23/09/2012 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 2013/15 Esas ve 2016/229 Karar sayılı hükme ilişkin dosyanın incelenmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/207946 tebliğname numarasıyla ve sanık hakkında 30/09/2012 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine İstanbul Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 2013/178 Esas ve 2015/250 Karar sayılı hükme ilişkin dosyanın incelenmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/232686 tebliğname numarasıyla kayıtlı olduğunun anlaşılması karşısında;
b)UYAP ortamında yapılan araştırmada sanık hakkında 11/10/2012 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 2012/515 Esas ve 2014/351 Karar sayılı hükmün Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2017/8856 Esasında derdest bulunduğunun, sanık hakkında 08/09/2012 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine İstanbul Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 2013/261 Esas ve 2014/297 Karar sayılı hükmün Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2017/2182 Esasında derdest bulunduğunun ve yine sanık hakkında 05/10/2012 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine İstanbul Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 2013/280 Esas ve 2014/605 Karar sayılı hükmün Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2017/5636 Esasında derdest bulunduğunun anlaşılması karşısında;
Anılan dosyaların akibeti araştırılarak, mümkün ise iş bu dosya ile birleştirilmesi, suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek suretiyle sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK'nin 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin ve 08/09/2012 tarihli eylem nedeniyle açılan davaların mükerrer olup olmadığının tartışılması zorunluluğu,
2)Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3)Suça konu gümrük kaçağı sigaraların 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi delaletiyle TCK'nin 54/4. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, tebliğnameye uygun olarak 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 16/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.