MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Şikayetçi vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği ve bu nedenle davaya katılma hakkı bulunmadığı halde Mahkemece kanuna aykırı gerekçeyle kamu davasına katılan olarak kabulünün, şikayetçiye bu niteliği ve dolayısıyla kanun yoluna başvurmak hak ve yetkisini kazandırmadığı anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. ve 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddeleri uyarınca şikayetçi vekilinin temyiz isteğinin, tebliğnamaye uygun olarak REDDİNE,
2- Sanığın temyiz talebinin incelenmesinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yerel mahkemece uyulmasına karar verilen Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 07.03.2018 tarih ve 2015/3669 sayılı kararı ile verilen bozma ilamı doğrultusunda TCK'nin 43. maddesi kapsamında değerlendirilen Turgutlu 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15.05.2015 tarihli 2013/449 Esas ve 2015/342 Karar sayılı ilamı ile verilip kesinleşen önceki cezanın 2 yıl 11 ay hapis ve 820 TL adli para cezası olduğu, bozmadan sonra, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/507 Esas ve 2016/1237 Karar sayılı ilamında da "Zincirleme suça dâhil olan bir suçtan bu durum gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de gözönüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir." şeklinde ifade edildiği üzere kesinleşmiş davadan bağımsız olarak temel ceza belirlenip bu ceza üzerinden TCK’nin 43. maddesi uyarınca artırım yapılmak suretiyle belirlenen cezadan evvelce kesinleşen cezanın mahsubu ile infazın tespit edilen ceza üzerinden yapılması gerekeceğinin belirtilmesi karşısında;
Sanık hakkında 6455 sayılı Kanun'la değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18, TCK'nin 43/1, 62. maddeleri uygulanarak neticeten hükmolunan 3 yıl 9 ay hapis ve 5 gün adli para cezasından Turgutlu 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/449(E)-2015/342(K) sayılı ilamı ile 4733 sayılı Kanun'un 8/4, TCK'nin 62/1, 52. maddeleri uyarınca hükmedilip kesinleşen, 2 yıl 11 ay hapis ve 41 gün karşılığı olan 820 TL adli cezası mahsup edilirken, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına dair Kanun'un 106. maddesi ve TCK'nin 52. maddesi hükümleri de göz önünde bulundurularak (3 yıl 9 ay hapis ve 5 gün adli para cezasından 2 yıl 11 ay hapis ve 41 gün adli para cezası çıkarılmak suretiyle) sanığın neticeten 8 ay 24 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken hesap hatası yapılarak 10 ay hapis cezasına hükmedilmesi,
2- Suça konu sigaraların bandrolsüz olduğuna ilişkin tereddüt olmadığının anlaşılması karşısında; suçun sübutu ve nitelendirilmesi açısından etkisi olmadığı halde keşif yapılarak, sanığın sebep olmadığı keşif giderinin sanığa yükletilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN tebliğnameye aykırı olarak 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine,17.10.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy