Firar suçundan sanık ...'ın, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-a, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1, 50/1 ve 52/1-2. maddeleri uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Foça Asliye Ceza Mahkemesinin 28/03/2018 tarihli ve 2017/948 Esas, 2018/424 Karar sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 01/04/2019 gün ve 94660652-105-35-15845-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/04/2019 gün ve 2019/36817 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 21/02/2018 tarihli ve 2018/1895 Esas, 2018/1101 Karar sayılı ilâmında yer alan, “1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66. maddesinde düzenlenen firar ve izin tecavüzü suçlarının, Anayasa Mahkemesinin 11/04/2012 tarihli, 2011/111 Esas ve 2012/56 sayılı, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 01/04/2004 tarihli, 2004/66 Esas ve 2004/61 sayılı Kararları ile Askeri Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı gibi mütemadi (kesintisiz) suçlardan olup, suçun temadinin başladığı ve sona erdiği süreçte işlendiği, kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşmak suretiyle işlenen firar suçu ile kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur oldukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmemek suretiyle işlenen izin tecavüzü suçunun yakalanma ya da birliğine katılma ile son bulduğu...” şeklindeki açıklamalar karşısında, söz konusu suçun kesintisiz suçlardan olduğu somut olayda askerlik görevini er olarak yerine getiren sanığın başka bir suçtan dolayı yakalanmasını takiben birliğine sevk edildiği, 13/02/2016 tarihinde birliğe katılması gerekirken katılmayarak 16/08/2016 tarihinde yakalandığı ve yakalanması ile suçun oluştuğu anlaşıldığından, suç tarihinde yürürlükte bulunan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 23/06/2016 tarihli ve 6722 sayılı Kanun ile değişik ek 8. maddesinde yer alan, ''Askeri mahkemeler ve adli yargı mahkemeleri tarafından verilen kısa süreli hapis cezaları; 16/6/1927 tarihli ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu hükümlerine göre askerlik hizmetini yerine getiren yükümlüler ile yükümlü erbaş ve erler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 50'nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlara, diğer askeri şahıslar hakkında ise aynı fıkranın (a), (b) ve (d) bentlerinde belirtilen seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Ancak aşağıdaki hâllerde kısa süreli hapis cezaları seçenek yaptırımlara çevrilemez: A) Sırf askeri suçlardan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan netice cezanın dört ay veya daha fazla süreli hapis cezası olması'' şeklindeki hüküm gereğince, askerlik görevini er olarak yerine getiren sanık hakkında tayin olunan 10 ay hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yukarıda sözü edilen kanuni düzenlemeler karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Foça Asliye Ceza Mahkemesinin 28/03/2018 tarihli ve Esas 2017/948, Karar 2018/424 sayılı kararının CMK'nin 309/4-c maddesi uyarınca, aleyhe tesir etmemek ve yeniden yargılamayı gerektirmemek üzere kanun yararına BOZULMASINA, 25/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy