MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, her ne kadar sanıklar, kendisine tefhim ve tebilğ edilen hükümleri, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra temyiz etmiş ise de, Mahkeme tarafından temyiz süresinin 15 gün olduğu belirtilerek sanıkların yanıltılması nedeniyle temyiz isteminin süresinde olduğu ve sanık ...’ın temyiz isteminin, hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu kabul edilerek dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işlemiş olmasına karşın, TCK’nin 43. maddesinin 1. fıkrasının gösterilmemesi, mahallinde düzeltilebilir hata olarak değerlendirilmiş ve iki eylemi arasında 2 yılı aşkın süre geçmesine karşın, eylemlerini teselsülen işlediği kabul edilerek, sanık hakkında TCK’nin 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2- Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde ise; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Kanun’un 43. maddesindeki kişi tabiriyle kastedilenin suçun mağduru olması, haklara tecavüzün önlenmesi başlıklı 5846 sayılı Kanun’un 81. maddesinde düzenlenen bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunda Dairemizin de benimsediği Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireyler olması, bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi halinde de bu durumun değişmeyeceği, zira 5237 sayılı TCK’nin hazırlanmasında esas
alınan suç genel teorisine göre tüzel kişiler suçtan zarar gören olmalarına rağmen suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireyler olması halinde suçun mağduru sayılmayacak olup bu nedenle tüzel kişiliğe haiz meslek birliklerinin şikayeti nedeniyle sanık hakkında TCK’nin 43. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma olanağı da bulunmadığı halde, sanık ...’ın 29.03.2011 tarihli bandrol yükümlülüğüne aykırılık eylemi nedeniyle TCK’nin 43. maddesinin uygulanması suretiyle hakkında fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy