MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 4733 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında 5607 sayılı Kanuna muhalefet iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 14.12.2011 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve sanığın denetim süresinde yeniden suç işlemesi üzerine de temyize konu 25.05.2015 tarihli hükmün kurulduğu anlaşılmış ise de,
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği nazara alındığında, sanığın eyleminin 4733 sayılı Kanuna muhalefet suçunu oluşturup, bu suçtan doğrudan zarar görenin ise suç tarihi itibarıyla Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu olduğu, Gümrük İdaresi'nin davaya katılma hakkının olmadığı ve mahkemece katılmasına karar verilmesinin de yasa yollarını kullanma hakkını vermeyeceği,bu anlamda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 14.12.2011 tarihli, 2011/778 Esas ve 2011/1289 Karar sayılı hükme yönelik anılan kurumun itiraz hakkının bulunduğu gözetilerek, yargılamaya katılma hakkı bulunan kurum olan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu duruşmadan haberdar edilmeden yargılamanın sonlandırılması ve adı geçen kuruma hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin mahkemenin 14.12.2011 tarihli kararının tebliğ edilmemesi nedeniyle henüz kesinleşmediği ve deneme süresi başlamadığı cihetle, CMK'nin 231/11. maddesindeki şartların oluşmadığı gözetilmeden açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabüle göre de;
1-Gümrük kaçakçılığı suçlarında korunan hukuki yarar; Devletin egemenlik hakkının bir kısmı olarak ortaya çıkan kendi milli sınırları dahilindeki her türlü eşya giriş ve çıkışını kontrol etme ve düzenleme yetkisidir. Anılan fiiller ile devletin söz edilen egemenlik hakkının ihlali ile birlikte devletin vergilendirme hakkı ve mali yararlarını da ihlal ettiği kuşkusuzdur. Verginin ise devletin kamu hizmetlerini finanse etmek için toplumu oluşturan kişilerden zorunlu olarak alınan ekonomik değerler olduğu nazara alındığında gümrük kaçakçılığı suçlarının vergi kaybına sebep olması sonucu, kamu hizmetlerinin finansmanında güçlükler doğuracağı muhakkaktır. Bu itibarla, gümrük kaçakçılığı suçlarının mağdurunun da devletin yürüttüğü kamu hizmetlerinden yararlanan bireylerden oluşan toplum olduğu cihetle;
UYAP ortamında yapılan araştırmada, sanık hakkında; 09.09.2011 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 2015/779 Esas sayılı mahkumiyet hükmünün temyizen incelenmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Savcılığının 2016/55508 Esasında kayıtlı olması karşısında,
Anılan dosyanın akıbeti araştırılarak mümkün olması halinde iş bu dava ile birleştirerek, aksi halde anılan dosyanın arasına alınarak suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp, hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek sureti ile sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK'nin 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu,
2- 07.09.2011 suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan 4733 sayılı Kanun’un 8/4. maddesi yerine 5607 sayılı Kanun’un 3/5. maddesinden hüküm kurulması,
3- Uygulanması gereken 4733 sayılı Kanun çerçevesinde katılma hakkı bulunmadığı halde gümrük idaresinin davaya katılmasına karar verilerek lehine vekalet ücretine hükmolunması,
4- Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu ve anılan maddenin 1. fıkrasının (c) bendinin uygulamasında sanığın alt soyu haricindekiler bakımından hak yoksunluklarına hükmedilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, tebliğnameye uygun olarak 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.