MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5941 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Beraat (Çek Asıllarının İadesi)
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında kurulan beraat hükmünün tarihinin 12.09.2012 olması karşısında, gerekçeli karar başlığında 13.07.2012 olarak yazılmasının mahallinde düzeltilebilir nitelikte bir maddi hata olduğu değerlendirilmiştir.
03.02.2012 tarih ve 28193 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 31.01.2012 tarih ve 6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesi ile 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''hukuki ve cezai sorumluluk'' ibaresi ''hukuki sorumluluk ile idari yaptırım'' olarak değiştirilmiştir.
6273 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle 5941 sayılı Kanun'a eklenen "Geçici madde 3." başlıklı maddesinin 7. fıkrası;
''Bu kanun hükümlerine göre suç karşılığı uygulanan yaptırımı, idari yaptırıma dönüştürülen fiiller nedeniyle,
a) Soruşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca,
b)Kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında mahkemece, idari yaptırım kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Yargıtay'ın ilgili dairesinde bulunan dosyalar hakkında ise ilgili dairece, bu kanuna göre işlem yapılmak üzere dava dosyası hükmü veren mahkemeye gönderilir ve bu mahkeme tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Temyize konu somut uyuşmazlıkta; sanığın 3167 sayılı Kanuna Aykırılık suçu nedeniyle mahkumiyetine dair verilen hükmün, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 25.05.2010 tarihli, 2008/15916 E., 2010/12261 K. sayılı bozma ilamıyla; "...suça konu çek üzerindeki imzanın sanığın eli ürünü olmadığından bahisle tanıkların dinlenmesiyle sanığın hukuki sorumluluğunun tayini gerektiği, ayrıca 20.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5941 sayılı Kanun'un 3167 sayılı Kanun'u ilga etmesi sonucunda, sanığın suça konu çekte bir sorumluluğu varsa bile bu kapsamda verilecek cezanın da ayrıca değerlendirilmesi gerektiği..." şeklindeki gerekçeyle bozulmasına karar verildiği,
Bozma üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucu, suça konu çek üzerindeki imzanın sanığın eli ürünü olup olmadığının bilirkişi raporlarında tam olarak anlaşılamayacağının tespit edildiği, bu nedenle 12.09.2012 tarihinde sanığın beraatine karar verildiği, bu kez hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 11.07.2012 tarihli, 2012/11338 E., 2012/40863 K. sayılı emsal içtihadı gerekçe gösterilerek, aslında 5941 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle birlikte eylemin suç olmaktan çıkıp bir kabahat haline geldiği, bu nedenle mahkemece verilecek kararın mahiyetinin "beraat" olamayacağı, ancak idari yaptırım veya idari yaptırım kararı verilmesine yer olmadığına dair bir karar olması gerektiğinden bahisle, mahkemece verilen beraat kararının CMK'nin kapsamında bir hüküm olamayacağı değerlendirilerek, dosyanın itiraz merciince bir karar verilmek üzere mahalline iade edildiği,
Nihayet sanık hakkında verilen 12.09.2012 tarihli beraat (idari yaptırım kararı verilmesine yer olmadığına dair) kararına karşı yapılan itirazın Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 31.10.2012 tarihli 2012/1442 D.İş. sayılı kararla reddedildiği, böylece beraat (idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığı) kararının kesinleştiği,
Temyize konu edilen ve 07.06.2016 tarihinde verilen ek kararın konusunun ise adli emanette bulunan çek asıllarının iadesine yönelik olduğu anlaşılmakla,
Katılan vekilinin itiraz merciinin kararı üzerine kesinleşen beraat (idari yaptırım kararı verilmesine yer olmadığına dair) kararına karşı temyiz yolunun açık olmaması, keza 07.06.2016 tarihli ek kararın ise sadece adli emanetteki çek asıllarının iadesine yönelik olması karşısında;
Hüküm tarihinde (12.09.2012) yürürlükte bulunan 5941 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi gereği mahkemece yeniden yapılan değerlendirme üzerine verilecek "idari yaptırım/idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığı" kararlarına karşı "itiraz" yasa yolu açık olup, itiraz merciinin katılan vekilinin itirazını reddettiği, öte yandan 07.06.2006 tarihinde "çek asıllarının iadesine dair" verilen ek kararın temyizinin de mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, gereği mahallinde itiraz merciince değerlendirilmek üzere dosyanın incelenmeksizin iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy