MAHKEMESİ : Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mah. (Kapatılan)
SUÇ : 1632 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık ...’e gerekçeli kararın cezaevinde tebliğinin CMK'nin 35/2-3 maddesine göre okunmak-anlatılmak suretiyle yapılması gerekirken, 20/09/2016 tarihli tebliğ-tebellüğ belgesinde "Gerekçeli kararı okudum aldım. Tebellüğ ederim” şeklinde belirtilerek tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla, 28/09/2016 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, tebliğnamedeki temyiz isteminin reddine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1)Firar suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın, askerlik hizmetini yapmakta iken rahatsızlığı nedeniyle sevk edildiği Ankara Etimesgut Asker Hastanesinden 10 gün istirahat aldığı, Ankara-Antalya arasında tanınması gereken 1 günlük dönüş yol süresi sonunda en geç 08/06/2014 tarihine kadar birliğine katılması gerekirken katılmadığı, izinsiz olarak Ankara’daki evine gittiği, bölük astsubayı P.Bçvş....’ın telefonla arayıp birliğe gelmesi gerektiğini tebliğ etmesine rağmen birliğine gelmediği ve istirahat süresi sona erdikten 4 gün sonra 19/06/2014 tarihinde kendiliğinden Birliğine katılış yaptığı maddi olay olarak anlaşılmaktadır.
TSK Sağlık Muayene Yönergesinin 3. Bölümünün 2’nci maddesinde, yirmi güne kadar istirahatlerde, personelin, gideceği adresi birliğine bildirmek ve komutandan izin almak koşuluyla istirahatlerini garnizon dışında bir yerde geçirebilecekleri düzenlenmiştir. Buna göre erbaş ve erlerin, kıtalarının bulunduğu garnizon dışındaki askeri hastanelerden aldıkları yirmi güne kadar istirahat sürelerini, kıtasına gitmeden veya kıtası komutanlığından izin almadan memleketlerinde geçirmeleri halinde, eylemlerinin firar suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir. Bununla birlikte, istirahatlerini birliği dışında geçirenler yönünden manevi unsurun gerçekleşip gerçekleşmediği, her olayın özelliği, gerçekleşme biçimi, failin kişiliği ve sair ayrıntılar göz önünde bulundurularak Mahkemelerce serbetsçe değerlendirilecektir.
Bu itibarla, yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu, anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
TCK'nin 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilmesine karar verilmesi suretiyle infazda yetkinin kısıtlanması,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüştür.
2) Zincirleme amire hakaret, madde-i mahsusa tayini suretiyle amire hakaret ve emre itaatsizlikte ısrar suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yükletilen suçların sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu, anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
TCK'nin 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezalarının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilmesine karar verilmesi suretiyle infazda yetkinin kısıtlanması,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen uygun olarak, hükümlerin BOZULMASINA, bu aykırılıklar yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 322. maddesi uyarınca, hükmün adli para cezalarının taksitlendirilmesine ilişkin 1.maddesinin 7. fıkrası, 2. maddesinin 7. fıkrası, 3. maddesinin 6. fıkrası ve 4. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “...taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilerek ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrilmesine” cümlelerinin çıkartılıp yerlerine "...Taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarına" cümleleri yazılması suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy