MAHKEMESİ : 9. Kolordu Komutanlığı Askeri Mah. (Kapatılan)
SUÇ : 1632 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Dosya dizi 162’de yer alan hasta tedavi kararı belgesine göre 18/07/2012 tarihinde Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesine yatışı yapılan sanığın 20/07/2012 tarihinde Hastaneden çıkışının yapıldığının anlaşılması, ayrıca dizi 97’deki Adıyaman E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 10/05/2013 tarihli ve 2013/7081 sayılı yazısı ile sanığın kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan Adıyaman Sulh Ceza Mahkemesinin 01/08/2012 tarih ve 2012/45 sorgu, 2012/6260 soruşturma sayılı tutuklama müzekkeresi ile 01/08/2012 tarihinde Kuruma alındığının bildirilmesi gözetildiğinde tebliğnamedeki eksik araştırma olduğu yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesinden 20/07/2012 tarihinde taburcu olan sanığa, MSB Yol Süre Tablosuna göre Hastanenin bulunduğu Erzurum ili ile Birliğinin bulunduğu Kars illeri arasında bir günlük dönüş yol süresi tanındığında, firar suçunun başlangıç tarihinin “22/07/2012” olarak tespiti gerekirken “21/07/2012” olarak kabul edilmesine ilişkin hatanın mahallinde düzeltilebilir olduğu; ayrıca bir başka suçtan tutuklu/hükümlü olarak bulunduğu sırada adli gözlem işlemi yapılan sanığın 13/10/2015-22/10/2015 tarihleri arasında adli gözlem altında geçirdiği sürelerin mükerrer infaza sebebiyet verecek şekilde yeniden mahsup kararı verilmiş ise de, bu hususun infaz aşamasında re'sen gözetilebileceği kabul edilmiştir.
UYAP kayıtları ve dosya içeriğinde göre yapılan incelemede ihbarda bulunulmasını gerektirir bir sebep bulunmadığı halde sanık hakkında Gaziosmanpaşa Çocuk Mahkemesinin 2010/912 Esas, 2011/715 Karar sayılı dosyasına ihbarda bulunulması sonuca etkili görülmemiştir,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu, anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
1) TCK'nin 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilmesine karar verilmesi suretiyle infazda yetkinin kısıtlanması,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, hükmün BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 322. maddesi uyarınca, hükmün adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin 1. maddesinin 8. fıkrasında yer verilen “...taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilmesine, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine” cümlesinin çıkartılıp yerine "...taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarına" cümlesi yazılması, ayrıca hükmün 4. maddesinin hükümden çıkartılması suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy