MAHKEMESİ : 1. Ordu Komutanlığı Askeri Mah. (Kapatılan)
SUÇ : 1632 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
1) Silahla üste fiilen taarruz suçu ile mağdurlar ... ve ...’ya yönelik üste hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; sanığın fiilinde gösterdiği süreklilik ve ısrarcılığı nazara alınarak TCK'nin 61. maddesi kapsamında alt sınır aşılarak ceza tayin edilmesi gerektiğinin nazara alınmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Sanığın mağdurlar ... ve ...’ya karşı ayrı zaman dilimlerinde ve gerçekleştirilme şekli itibarıyla da hukuki anlamda ayrı ayrı fiiller ile hakaret teşkil eden sözleri söylediğinin anlaşılması karşısında; yerel mahkemece sanık hakkında her bir müştekiye karşı işlenen üste hakaret suçundan ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varıldığından, iddianamede anlatılan ve mahkemece kabul edilen eylemlerinin bir bütün halinde tek suçu oluşturması nedeniyle, TCK’nin 43. maddesinin uygulanması gerekirken, her bir mağdura yönelik ayrı hüküm kurulması yönündeki tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında gerekçeli kararın hüküm fıkralarında TCK’nin 53’üncü maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği halde hükmün esasını teşkil eden ve tefhim olunan kısa kararda bu hususta herhangi bir karar verilmediği, bu suretle çelişkiye neden olunduğu anlaşılmakta ise de;
TCK'nin 53. maddesi ile düzenlenen hak yoksunluğu kazanılmış hak teşkil etmeyip güvenlik tedbiri niteliğinde bulunduğundan, hürriyeti bağlayıcı cezanın kanunî sonucu olarak infaz aşamasında uygulanması mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçların sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık ve sanık müdafinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye kısmen uygun kısmen aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2) Emre itaatsizlikte ısrar suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak,
5237 sayılı TCK'nin 50/3. maddesi uyarınca, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olan sanık hakkında atılı suçtan hükmolunan otuz günden daha az süreli olan kısa süreli hapis cezasının, aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
Kabule göre ise;
Sanık hakkında gerekçeli kararın hüküm fıkrasında TCK’nin 53’üncü maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği halde hükmün esasını teşkil eden ve tefhim olunan kısa kararda bu hususta herhangi bir karar verilmediği, bu suretle çelişkiye neden olunması,
Kanuna aykırı olup, sanık ve sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA,
3) Mağdurlar...,...ve ...’na yönelik üste hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.10.2018 tarih, 2015/1-158 Esas, 2018/444 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, "aynı neviden fikri içtima" kuralının uygulanabilmesi için, hareket ya da fiilin hukuki anlamda tek olması, tek fiille birden fazla aynı suçun işlenmiş olması, suç mağdurlarının farklı olması, işlenen suçun TCK'nin 43/3. maddesinde belirtilen suçlardan olmaması ve suç tipinde özel olarak aynı neviden fikri içtima hükmüne yer verilmemesi gerektiği dikkate alındığında,
Olay günü sanığın, mağdurlar..., ....ve ....na hitaben “bunlar ne biçim komutan, bunların anasını avradını sinkaf edeyim” şeklinde küfür ettiğinin sabit olması, dosya kapsamından ve tanıklar ........ ... ..,.. ve ....’ın beyanlarından sanığın bu sözleri her mağdura hitaben ayrı ayrı söyleyip söylemediğinin anlaşılamaması, bu haliyle sanık lehine yorumlanması gereken bir şüphe oluştuğundan sanığın tek bir fiille mağdurlar..., . ve.....’na hitaben küfür ettiğinin kabulünün gerekmesi, işlenen suçun TCK'nin 43/3. maddesinde belirtilen suçlardan da olmaması karşısında; sanığın üste hakaret suçunu birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlemiş olması nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşulları oluştuğu halde sanık hakkında üste hakaret suçundan üç kez ayrı ayrı hüküm kurularak fazla ceza tayin edilmesi,
Kabule göre ise;
Hürriyeti bağlayıcı cezanın kanunî sonucu olarak sanık hakkında TCK’nin 53’üncü maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği, gerekçeli kararın hüküm fıkralarında da sanığın TCK’nin 53’üncü maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği halde hükmün esasını teşkil eden ve tefhim olunan kısa kararda bu hususta herhangi bir karar verilmemesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
Kanuna aykırı olup, sanık ve sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye sebepte kısmen farklı sonuçta uygun olarak, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA,
4) Askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Mahkemenin sanık hakkında vermiş olduğu 20/12/2011 tarihli ve 2011/19-210 E.K. sayılı ilk kararında sanık hakkında TCK’nin 52/4 maddesi gereğince 24 eşit taksitte tahsil edilmek üzere 1500 TL adli para cezasına hükmedildiği, bu kararın sanık müdafi tarafından temyiz edildiği ve (Kapatılan) Askeri Yargıtay 3.Dairesinin 09/07/2014 tarih ve 07/07/2015 tarihli ilamları ile hükmün bozulmasına hükmedildiği, bozmalardan sonra kurulan incelemeye konu kararda ise aleyhe bozma yasağına aykırı olarak sanık hakkında 2 ay 15 gün hapis cezasına hükmedildiği, sanık hakkında ASCK’nın 130 ve TCK’nin 62/1’inci maddelerine göre belirlenen 2 ay 15 gün hapis cezasının kazanılmış hak gözetilip sonuç olarak TCK'nin 50 ve 52. maddeleri gereğince, 1.500 TL adli para cezası ile infazının yapılmasına karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması,
Ayrıca nispi harç yönünden kazanılmış hak söz konusu olmadığından, hüküm tarihine göre 492 sayılı Harçlar Kanunun 1 nolu tarifesi gereğince sanıktan 31,80 TL nispi harç alınmasına karar verilmesi gerekirken 27,68-TL nispi harç alınmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN, bu sebepten dolayı 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hükmün 8. maddesinin 2. fıkrasına "sanık hakkında ASCK’nın 130 ve TCK’nin 62/1’inci maddelerine göre belirlenen 2 ay 15 gün hapis cezasının, CMUK'nin 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak gözetilerek, 1.500 TL adli para cezası üzerinden infazının yapılmasına" ve mahkemenin takdiri gözetilerek “adli para cezasının birer ay arayla 24 eşit taksit halinde ödenmesine, taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarına” cümlelerinin eklenmesi, ayrıca aynı maddenin nispi harç alınmasına ilişkin kısmındaki “27,68 TL” ibaresinin hükümden çıkartılıp yerine “31,80 TL” ibaresi yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy