MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4733 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre her ne kadar sanık müdafii 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 310/1. maddesinde öngörülen 1 haftalık süre geçtikten sonra hükmü temyiz etmiş ise de; yokluğunda verilen hükümde "tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde" denilerek sanığın yanıltılması nedeniyle temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Tüm dosya kapsamından, sanık hakkında tutulan 21.06.2012 tarihli tutanak nedeniyle 02.11.2012 tarihli iddianame ile; 28.09.2012 tarihli tutanak nedeniyle de 31.10.2012 tarihli iddianame ile; 19.10.2012 tarihli tutanak nedeniyle 10.01.2014 tarihli iddianame ile gümrük kaçağı sigara bulundurmak suçlarından kamu davalarının açıldığının ve tutanaklar arasında hukuki kesinti olmadığının anlaşılması karşısında; sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen eylemlerinden dolayı 4733 sayılı Kanunun 8/4, TCK'nun 43/1. maddeleri uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanarak mahkumiyetine kararı verilmesi gerekirken, sanık hakkında 19.10.2012 tutanak tarihli eylemi nedeniyle verilip temyiz edilmeksizin kesinleşen Baykan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16.04.2015 tarihli 2014/9 Esas ve 2015/940 Karar sayılı kararı da gözetilmeden iki ayrı mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Yerel mahkemece uyulmasına karar verilen Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 02.12.2015 tarih ve 2015/22694 sayılı kararı ve yine Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 19.06.2017 tarih ve 2017/5294 sayılı kararı ile verilen bozma ilamları doğrultusunda TCK'nin 43. maddesi kapsamında değerlendirilen Baykan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16.04.2015 tarihli 2014/9 Esas ve 2015/940 sayılı ilamı ile verilip kesinleşen önceki cezanın erteli 1 yıl 8 ay hapis ve 80TL adli para cezası olduğu, bozmalardan sonra, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/507 Esas ve 2016/1237 Karar sayılı ilamında da "Zincirleme suça dâhil olan bir suçtan bu durum gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de gözönüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir." şeklinde ifade edildiği üzere kesinleşmiş davalardan bağımsız olarak temel ceza belirlenip bu ceza üzerinden TCK’nin 43. maddesi uyarınca artırım yapılmak suretiyle belirlenen cezadan evvelce kesinleşen cezaların mahsubu ile infazın tespit edilen ceza üzerinden yapılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 24/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy