MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5809 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, Anayasanın 40/2, CMK’nin 232/6 ve 34/2 ile 1412 sayılı CMUK’nin 310. maddeleri gereğince, kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, hükmün kesin olarak verildiği şeklinde yanıltıcı gösterilmesi nedeniyle öğrenme üzerine gerçekleştirilen temyiz isteğinin süresinde olduğu kabul edilerek dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerel Mahkemece, adli para cezasına mahkumiyet halinde TCK’nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceği gözetilmeyerek sanık hakkında hatalı olarak güvenlik tedbirlerine hükmedilmiş olmasının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21/12/2010 tarih, 2010/10-230 Esas ve 2010/264 sayılı kararı uyarınca hükme temyiz edilebilirlik vasfı kazandırdığı kabul edilmiştir.
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
I-27/01/2015 tarihli hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Gerekçeli karar başlığında suç tarihi abonelik sözleşmesinin düzenlendiği 03/03/2010 yerine 19/02/2010 şeklinde yazılmışsa da, bu husus mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Sanığın adli para cezası ile cezalandırılmış olması karşısında TCK'nin 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmolunamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 322. maddesi uyarınca, hükümden TCK’nin 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılması suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün, tebliğnameye aykırı olarak, DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II- 12/03/2015 tarihli ek karara yönelik temyiz talebinin incelenmesinde ise,
Suça konu abonelik sözleşmelerinin dosyada delil olarak saklanması kararına ilişkin katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 18/09/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.