MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5187 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyize konu edilen hükme esas dava dosyasının incelenmesinde; sanık hakkında, kamuoyunda Ergenekon davası olarak anılan soruşturma dosyası kapsamında alınan gizlilik kararına rağmen, suça konu köşe yazılarında soruşturma dosyası içeriğinden bilgi ve belgelerin basın yoluyla kamuoyuna duyurulduğu, dolayısıyla hem TCK'nin 285. maddesinde unsurları yazılı "gizliliğin ihlali" hem de suç tarihinde yürürlükte bulunan 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 19/1. maddesinde yazılı "yargıyı etkileme" suçlarını işlediği iddiasıyla sanığın cezalandırılmasına yönelik Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 28.07.2008 tarihli, 2008/4857 numaralı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/889 E. Sayılı doyası üzerinden görülen kamu davasında mahkemece verilen 19.03.2010 tarihli, 2010/250 K. sayılı hükümde, sanığın yargıyı etkileme suçundan beraatine, gizliliğin ihlali suçu nedeniyle ise 5187 sayılı Kanun'un 19/1. maddesi gereği 20.000 TL adli para cezasına hükmedildiği, hükmün hem sanık müdafi hem de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına geldiği, ancak 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi gereği, basın yoluyla işlenen suçlar hakkında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verileceğinden bahisle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yazılan 31.01.2013 tarihli üst yazıyla, dosyanın temyiz incelemesinden geçmeksizin mahalline iadesine karar verildiği, sonradan kararı veren mahkemenin İstanbul (Anadolu) 10. Asliye Ceza Mahkemesi olduğu ve anılan dosya üzerinden aynı mahkemece verilen 05.03.2013 tarihli, 2013/81 E. ve 2013/146 K. sayılı kararla "kovuşturmanın ertelenmesine" karar verildiği,
Ancak sanığın bu süre zarfında bir başka şekilde işlediği "basın yoluyla hakaret" suçu nedeniyle yapılan ihbar üzerine, kovuşturmaya kaldığı yerden devam edilmesi yerine, sanık hakkında verilen kovuşturmanın ertelenmesine dair karar Yargıtay'a gönderilerek eski temyiz dilekçeleri üzerinde inceleme yapılmasının istendiği, bu kez Yargıtay 16. Ceza dairesince verilen 02.02.2016 tarihli, 2015/4256 E., 2016/388 K. sayılı ilamla, ortada temyize konu bir karar olmadığından bahisle, mahkemece sanık hakkında yargılamaya devam edilip duruşma açılarak bir karar verilmesi halinde dosyanın ancak temyize tabi olacağı gerekçesiyle dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verildiği,
Nihayet aynı mahkemenin (İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin) 08.09.2017 tarihli, 2016/215 E., 2017/380 K. sayılı mahkumiyet hükmünü kurarak hükme karşı istinaf yolunun açık olduğunu belirttiği,
Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 2017/3733 E., 2018/1744 K. sayılı kararıyla, öncelikle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesine, devamla Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.06.2006 tarihli, 2006/3-172,168 E.,K. sayılı ve 23.01.2007 tarihli, 2006/9-343 E. 2007/8 K. sayılı kararlarına atıf yapılmak suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesinin faaliyete geçmesinden önce Yargıtay'a bir şekilde gelip henüz daire incelemesinden geçmeksizin Cumhuriyet Başsavcılığınca doğrudan veya Yargıtay'ın herhangi bir dairesinden esastan incelenmeksizin mahalline iade edilen dava dosyalarına karşı temyiz yolunun açık olduğu, bu nedenle dosyanın ilgili Yargıtay Ceza Dairesine gönderilmek üzere mahalline iadesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
6723 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değiştirilen 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun temyiz ve karar düzeltme başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrası;
“(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2'nci maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322'nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326'ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez. (Ek cümle: 6/12/2006-5560/29 md.).” hükmünü amirdir.
Yukarıda özetlenen yargılama safahatı ve dosya içeriğinde verilen kararların niteliğine göre;
Temyize konu edilen 08.09.2017 tarihli yerel mahkeme kararının; daha önceden herhangi bir şekilde Yargıtay tarafından esaslı bir temyiz incelemesine tabi olmaksızın alınan bir karar olduğu, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin somut olayda uygulanma imkanının bulunmadığı, temyize konu karar 20.07.2016 tarihinden sonra verildiğinden, yerel mahkeme kararında belirtildiği üzere karara karşı istinaf yolunun açık olduğu, öte yandan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.06.2006 tarihli, 2006/3-172,168 E.,K. sayılı ve 23.01.2007 tarihli, 2006/9-343 E. 2007/8 K. sayılı kararlarının konusunun; "...kural olarak temyiz (davası) incelemesi yapmak için ancak bir temyiz dilekçesi verilmesi gerekeceği, yasada sayılan haller dışında re'sen temyizin mümkün görülmediği, daha önce her hangi bir sebeple Yargıtay'ca incelenmeksizin iade edilip bunun üzerine yerel mahkemece yeniden duruşma açılmak suretiyle verilen yeni hükümlere karşı yeni başvuru süresi ve yollarının belirtileceğinin kuşkusuz olduğu, eski kararlar için verilmiş temyiz dilekçelerinin ise geçerliliğini korumayacağı,..." hususlarını belirtmek üzere verilen kararlar olduğu, bu haliyle incelenmeksizin iade edilmiş dosyalar için Yargıtay incelemesinden geçtiğinin kabulünün mümkün görülmediği, bu kararların gerekçelerinin dosyanın istinaf incelemesine tabi olmadığını belirtmek için yorum yapmak üzere kullanılamayacağı, keza yerel mahkemece verilen kovuşturmanın ertelenmesi sürecinde duran zamanaşımı süresi sonrasında verilen temyize konu ilk mahkumiyet hükmünde de yargı yollarının isabetli şekilde belirtildiği anlaşılmakla, dosyanın istinaf incelemesinden geçirilmek üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy