Tebliğ memuruna hüviyet ve sıfatı hakkında yalan beyanda bulunarak tebliğ evrakını almaya azmettirme suçundan şüpheliler ..., ve ...haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30/05/2016 tarihli ve 2015/155264 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 29/07/2016 tarihli ve 2016/3516 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 18/04/2019 gün ve 7204 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekinde bulunan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/05/2019 gün ve KYB-2019-45105 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu,
Buna göre, müştekinin iddialarına yönelik, hakkında tebliğ memuruna hüviyeti ve sıfatı hakkında yalan beyanda bulunarak tebliğ evrakını alma suçundan kamu davası açılıp, İstanbul Anadolu 62. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2017 tarihli ve 2016/369 esas, 2017/516 sayılı kararı ile mahkumiyet karar verilen ve söz konusu kararın da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 18/04/2018 tarihli ve 2017/4126 esas, 2018/1447 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiği belirlenen Serdar Üresin ile iş bu dosyanın şüphelileri arasında fiili ve hukuki bir bağ bulunup bulunmadığı araştırılmadan, keza şüphelilerin beyanlarına başvurularak leh ve aleyhlerine olabilecek deliller toplanmadan, eksik soruşturmaya dayalı şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği dikkate alındığında, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 29/07/2016 tarihli ve 2016/3516 değişik iş sayılı kararının CMK'nin 309/4-a maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, yukarıda yazılı bozma nedenine göre; gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden bir karar vermek suretiyle müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına,17/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy