Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık ...'nın 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/2. maddeleri gereğince 48.710,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 3. İcra Ceza Mahkemesinin 19/12/2017 tarihli ve 2016/858 esas, 2017/1070 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 22/07/2019 gün ve 5451 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekinde bulunan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/08/2019 gün ve KYB-2019-80776 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; sanığın Türkiye Ekonomi Bankası A.Ş Şanlıurfa Şubesinde bulunan hesabından keşide ettiği 21/07/2016 keşide tarihli, 22/07/2016 ibraz tarihli, 7093773 numaralı çek, 16/07/2016 keşide tarihli, 18/07/2016 ibraz tarihli, 7093772 numaralı çek ve 25/07/2016 keşide tarihli, 25/07/2016 ibraz tarihli, 7093774 numaralı çekin muhatap bankaya ibrazında karşılığının bulunmaması sebebiyle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; 09/08/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile değişik 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/1. maddesinin çekin ibraz tarihinden sonra yürürlüğe girdiği anlaşılmakla; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/1. maddesinde yer alan ''İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanunî neticeleri kendiliğinden kalkar.'' şeklindeki düzenleme karşısında, bahse konu somut olaydaki çeklerin bankaya 22/07/2016, 18/07/2016 ve 25/07/2016 tarihlerinde ibraz edildiği nazara alındığında, atılı suç tarihinde sadece idari yaptırım sorumluluğu bulunan ve eylemi suç teşkil etmeyen sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, gereği görüşülüp düşünüldü;
Her ne kadar kanun yararına bozma talebinde adli para cezası miktarının 48.710,00 TL olduğu belirtilmiş ise de kanun yararına bozma talebine konu üç çek nedeniyle sanığın mahkumiyetine karar verilen toplam adli para cezası miktarının 196.130,00 TL olduğu anlaşılarak yapılan incelemede;
Sanık tarafından Türkiye Ekonomi Bankası A.Ş Şanlıurfa Şubesi hesabından keşide edilen; 21/07/2016 keşide tarihli, 22/07/2016 ibraz tarihli, 7093773 numaralı çek, 16/07/2016 keşide tarihli, 18/07/2016 ibraz tarihli, 7093772 numaralı çek ve 25/07/2016 keşide tarihli, 25/07/2016 ibraz tarihli, 7093774 numaralı çeklerin muhatap bankaya ibraz tarihinde 6728 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile değişik 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/1. maddesinin yürürlükte olmadığı ve çeklerin ibraz tarihinden sonra anılan düzenlemenin yürürlüğe girdiği anlaşılmakla;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İzmir 3. İcra Ceza Mahkemesinin 19/12/2017 tarihli ve 2016/858 esas, 2017/1070 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma gereği yeniden uygulama yapılarak, sanık hakkında 5 ayrı çek nedeniyle mahkumiyet kararının verildiği hüküm fıkrasından;
a) 16/07/2016 keşide tarihli, 18/07/2016 ibraz tarihli, 7093772 numaralı çek bakımından verilen 48.710,00 TL adli para cezasına,
b) 21/07/2016 keşide tarihli, 22/07/2016 ibraz tarihli, 7093773 numaralı çek bakımından verilen 48.710,00 TL adli para cezasına,
c) 25/07/2016 keşide tarihli, 25/07/2016 ibraz tarihli, 7093774 numaralı çek bakımından verilen 98.710,00 TL adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükümlerinin çıkartılmasına, hükmün diğer yönlerinin anılan üç çek bakımından verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı da dahil olmak üzere aynen bırakılmasına, 24/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy