MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan
HÜKÜM : Beraat, İdari Para Cezası
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nin "Duruşmanın sona ermesi ve hüküm" başlıklı 223/2. maddesi;
"(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.",
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Başvuru yolu" başlıklı 27/7. maddesi;
"(7) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) Kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir." hükümlerini içermektedir.
03.03.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesi;
"(1) Bu Kanunun amacı, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılacak her türlü sınav ve yerleştirmeler ve bu sınavlarda görev alanların yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.",
Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 30/01/2019 ve 2019/1 sayılı iş bölümüne dair kararının "Yargıtay Ceza Daireleri İşbölümü" başlıklı kısmının "Ortak Hükümler" başılığı altında düzenlenen 6. maddesi;
"6) Ceza Dairelerinin görevlerinin belirlenmesinde, mahkûmiyet kararlarında mahkeme hükmündeki, mahkûmiyet dışındaki kararların temyiz incelemesinde ise iddianame, varsa görevsizlik kararı ya da diğer dava açan belgedeki nitelenen suç esas alınır."
Temyize konu edilen dava dosyasında yer alan iddianamede; 12.01.2014 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen "Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı"nda şüpheli ...'nın diğer şüpheli ...'in kimliğini kullanarak ... adına düzenlenen sınav giriş belgesiyle birlikte sınava girdiği, sınav cevap kağıdını doldurduğu, sınav sonunda salondan çıkarken durumun görevlilerce tespit edildiği, şüpheli İrfan'ın şüpheli Vezir yerine sınava girdiğini kabul (ikrar) ettiği, bu nedenle şüphelilerin TCK'nin 206/1, 53. maddeleri gereği cezalandırılmalarının istendiği,
Yerel Mahkemece verilen gerekçeli kararda ise (özetle); her ne kadar da sanıkların suça konu edilen eylemlerinin "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturduğu iddiasıyla 5237 sayılı TCK'nin 206/1 maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmış ise de, "yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması" ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 24. maddesi ile aynı kanunun 40. maddesi dikkate alınarak sanıkların sınava giriş sırasında kimliklerini göstermesi zaruriyeti karşısında başkasının kimliklerini kullandıklarının sabit olması ve tek eyleme tek ceza verilmesi prensibi birlikte değerlendirilerek sanıkların ayrı ayrı 100 TL idari para cezası ile cezalandırılmalarına ve yargılama giderlerine mahkum edilmelerine karar verildiği,
Karara karşı o yer Cumhuriyet savcısı tarafından, Yargıtay Yüksek 11. Ceza Dairesinin emsal kararları dayanak gösterilerek, sanıkların eylemlerinin TCK'nin 204/1. maddesinde unsurları yazılı "resmi belgede sahtecilik" suçunu oluşturacağından mahkemece sanıkların eyleminin vasfının suç değil kabahat olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğundan bahisle temyiz yoluna gidildiği görülmektedir.
5326 sayılı Kanun'un "Karar Verme Yetkisi ve Kanun Yolları" başlıklı dördüncü bölümünde yer alan "Mahkemenin karar verme yetkisi başlıklı" 24. maddesinde; kabahat nedeniyle mahkemelerin idari yaptırım kararı hak ve verme yetkisi düzenlenmekte iken, 5560 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 27/7. maddesinde mahkemece eylemin suç değil kabahat oluşturması nedeniyle verilecek beraat ve idari para cezasına karşı, şayet beraat hükmü kanun yoluna yoluna götürülmüş ise idari para cezası hükmünün de bunu inceleyecek mercide incelenmesi öngörülmüştür.
5560 sayılı Kanun'un ilgili madde gerekçesinde özetle; adli soruşturma ve kovuşturma makamlarının fiilin suç oluşturmadığı kanaatine vararak fail hakkında idari para cezası vermeleri halinde gidilecek kanun yolunun kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz veya beraat kararına karşı temyiz (veya istinaf) kanun yolunda fiilin suç oluşturduğu iddiasıyla itiraz edilebilmesinin düzenlendiği yazılmıştır.
Kanun koyucunun, konusu suç oluşturan herhangi bir eylem nedeniyle açılan bir kamu davasında, kovuşturma sonucu eylemin suç oluşturmadığı gerekçesiyle verilmesi gereken beraat hükmüne karşı eylemin suç oluşturduğu gerekçesiyle yapılacak itirazın, idari yaptırım kararını inceleyecek merci tarafından değil, daha nitelikli bir inceleme yapılmasını öngördüğü beraat hükmünü inceleyecek merci tarafından yapılmasını amaçladığı değerlendirilmektedir.
Mahkemece sanıkların eylemlerinin "yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması" gerekçesiyle kurulan hükme karşı eylemin suç oluşturduğu yönündeki kanun yolu itirazları, beraat hükmünün tabi olduğu kanun yolu merci tarafından incelenmelidir. Bu nedenle, Cumhuriyet savcısı tarafından mahkemece eylemin vasfının yanlış değerlendirildiğine ve sanıkların eylemlerinin TCK'nin 204/1. maddesinde unsurları yazılı "resmi evrakta sahtecilik" suçunu oluşturduğuna ilişkin olarak gidilen temyiz davasına konu edilen hükümler; sanıklar hakkında 5326 sayılı Kanun'un "Kimliği bildirmeme" başlıklı 40. maddesi uyarınca verilen 100'er TL idari para cezası kararı değil, esasen 5326 sayılı Kanun'un 27/7. maddesinde vasıf değişikliği nedeniyle mahkemece eylemin suç oluşturmadığına dair kurulan hükmün beraat hükmü niteliğinde bulunan kısmıdır.
Netice itibariyle, temyiz eden Cumhuriyet savcısının 5326 sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezasına karşı bir itirazının bulunmadığı, öte yandan iddianamede yer alan sanıkların suça konu eylemlerinin ÖSYM tarafından değil, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen bir sınavda yapılan sahtecilik fiiline ilişkin olduğu, eylemin bu yönüyle de Dairemizin iş bölümünde yazılı görev alanına girmediği anlaşılmakla,
Hükmün konusuna, Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesine ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 30/01/2019 ve 2019/1 sayılı iş bölümüne dair kararına göre, 5237 sayılı TCK'nin 206/1 vd. maddelerinde düzenlenen "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan kaynaklı işlere bakmakla görevli dairenin Yüksek Yargıtay 11. Ceza Dairesi olduğu anlaşıldığından, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, daha önceden görevsizlik kararı veren Yüksek Yargıtay (11). Ceza Dairesi ile Dairemiz arasında çıkan görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 11.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy