1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/04/2019 tarihli ve 2019/1227 soruşturma, 2019/1481 Esas, 2019/1305 sayılı iddianamenin iadesine dair Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/04/2019 tarihli ve 2019/359 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan iade kararının kaldırılmasına ilişkin mercii Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/05/2019 tarihli ve 2019/448 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 16/09/2019 gün ve 94660652-105-33-11186-2019-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/10/2019 gün ve KYB 2019/93445 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 31/10/2018 tarihli ve 2018/6849 Esas, 2018/11135 karar sayılı ilamında yer alan "...Şüpheliye yüklenen suç açısından temadinin sona erdiği tarihin belirlenebilmesi için yakalama veya teslim olma tarihini gösteren belgenin ya da askerliğe elverişsiz olduğuna dair raporun aslının veya onaylı örneğinin soruşturma dosyasında bulunmasının gerektiği, kesintinin sona erdiği tarihin tespiti ve buna dair delillerin toplanması gibi hususların firar ve izin tecavüzü gibi mütemadi suçlarda sübut ve uygulamaya doğrudan etkili olmaları ve mevcut soruşturma dosyasında bu hususlara ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığının anlaşılması karşısında..." şeklindeki açıklama karşısında, somut olayda mahkemesince suç tarihine ait iddianamedeki kabulün müphem kaldığı, temadi tarihlerinin belirtilmediği, kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenemediği, keza şüpheliye yüklenen firar suçuna ilişkin temadinin sona erdiği tarihin belirlenebilmesi için yakalama veya teslim olma tarihini gösteren belgenin aslının veya onaylı örneğinin soruşturma dosyasında bulunmadığından bahisle verilen iddianamenin iadesine ilişkin kararın yerinde olduğu gözetilmeden, merciince itirazın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Mütemadi nitelikteki firar, izin tecavüzü gibi suçlarda eylemin maddi unsurunu oluşturan suçun başlangıç ve sona eriş tarihlerinin, bir başka anlatımla maddi vakıanın doğru olarak saptanması zorunludur. Öte yandan, mütemadi suç tiplerinde suçun sona eriş tarihinin her türlü kuşkudan uzak olarak belirlenmesi, af, zamanaşımı ve tekerrür müesseselerinin uygulanabilmesi açısından önemlidir.
Kasti ve kesintisiz (mütemadî) suçlardan olan firar ve izin tecavüzü suçları, temadinin sona erdiği anda tamamlanmakta ve suç temadisi genellikle failin kendiliğinden birliğine dönmesiyle (iradi olarak) veya yetkili makamlarca yakalanmasıyla (irade dışı) ya da bulunduğu yerdeki bir askerî makama veya resmi bir kuruluşa birliğine dönmek maksadıyla dehalet etmesiyle (iradi olarak) sona erdiği ve suç tarihlerinin temadinin sona erdiği tarihe göre belirlenmektedir.
Yukarıda sözü edilen kanuni düzenlemeler karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/05/2019 tarihli ve 2019/448 değişik iş sayılı kararının CMK'nin 309/4-a maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 27/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy