(818 S. K. m. 118)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, yarı hissesi davacıya ait olan 1914 ada 97 parselde bulunan dairelerin, müvekkiklinin boşandığı davalı tarafından işgal edildiğini belirterek, 1 yıllık ecrimisil talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazlarda bir süre davacının kardeşinin oturduğunu, müvekkilinin taşınmazlardan birini 25.10.2012 tarihinde, diğerini ise 15.09.2013 tarihinde kiraya verdiğini, zorunlu ve faydalı masraflar yaptığını belirterek, masrafların ecrimisil bedelinden mahsubunu talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda dava konusu 1914 ada 97 parsel sayılı taşınmaz arsa vasfında olup, üzerindeki iki daireli binada davacı ve davalı paylı olarak maliktir. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan ecrimisil istiyebilir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlardan biri de davaya konu taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olmasıdır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, taşınmazlarda bir süre davacının kardeşinin oturduğunu, müvekkilinin taşınmazlardan birini 25.10.2012 tarihinde, diğerini ise 15.09.2013 tarihinde kiraya verdiğini iddia etmiş ise de mahkemece bu husus üzerinde durulmamış, eksik incelemeyle karar verilmiştir. Taraflar tanık deliline dayandığına göre, taraflara tanık listesi ve adreslerini bildirmek üzere usulüne uygun süre verilerek, taraf delilleri toplanmalı, kiraya ne zaman verildiği tespit edilerek, kiraya verilmeden önceki dönem için intifadan men şartının gerektiği, kiraya verildikten sonrası için ise gerekmediği gözetilerek sonuca göre karar verilmelidir.
Ayrıca cevap dilekçesinde davalı tarafça yapıldığı iddia edilen dava konusu taşınmazın korunması, bakım ve onarımı için bilirkişilerce saptanan faydalı ve zorunlu masraf kalemlerinin mahsup edilerek mahkemece net ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, davalının Borçlar Kanunu'nun 118. maddesine uygun olarak ileri sürdüğü, taşınmaza yapılan faydalı ve zorunlu giderlerin takas ve mahsup edilmesi talebi hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece yapılması gereken; taraf delilleri toplanarak, davalı tarafından yapılan masrafların ne kadarının zorunlu ve faydalı masraf olduğu uzman bilirkişilerce belirlenmeli, davacının tadilat masrafları için gönderdiğini belirttiği miktar da gözönünde bulundurularak davalı tarafından karşılanan masrafların ecrimisil bedelin mahsup edilerek sonuca göre karar verilmelidir
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.07.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)